25 Kasım 2021 Perşembe

çirkin bir itiraf

 bundan hoşlanmamama rağmen zeki olduğumu düşünüyor çoğu kişi. ortalama zekam, herkes gerizekalı olduğundan göze batıyor sanki. neyse en azından mantıklı ve makul olduğum konusunda hemfikiriz. anlayışlı ve saygılıyım sonra. grup seks yapanla da, lezbiyenle de, faşistle de ya da her ne dersen de, o güruhla da; saygı sınırları içinde eleştirel yahut olumlayan konuşmalar yapabiliyorum. insana başta karakterine ve insan oluşuna göre değer veriyorum, hatta çok değer veriyorum. değer verdiğim insan için uykusuz kalırım, aç kalırım, yalnız kalırım... işte ne gerekiyorsa... güvenilirmişim sonra, hoş bu da hiç hoşuma gitmiyor ya. güveniyorlar bana, anlatıyorlar, her şeylerini hem de... eğlenceli miyim onu fazla bilmiyorum ama ispanyol oktavında kahkaha atabiliyorum, ve ben karşımdakinin espirilerine güldükçe o da mutlu oluyor. bu da benim mutlu etme stilim. sonra arar sorarım, vefalı sayılmam ama beş yıl sonra da olsa o telefonu ederim. verdiğim sözü illa ki tutarım. geç kalmayı bekletmeyi hiç sevmem, durduk yere de gecikmem. bilerek gecikirim, sana ayar olduysam. derdimi tasamı da anlatmam sonra. bi derdim olduğunda kendi içimde yaşarım, bulaştırmam sana. kendi kendime ölürüm de 'ne güzel yaşıyorum be' derim, anlamazsın. gerçi hisseden biri var, ama ondaki bu hissiyatı körelteceğim.


biraz da kötü özelliklerime gelelim. değişken bir ruh halim var, elli duyguyu bir arada ve çok uçlarda yaşıyorum. sürekli gergin ve kızgın bir halim var. dediklerine göre sürekli trip atıyorum. beni anlamak çok zor, çünkü suratımda mutluyken de mutsuzken de ayarsız bir gülümseme var. çok bilmiş geçinirim, karşımdaki anlamayacak gibi her şeyi ayrıntılarıyla anlatırım. çok laf cambazı olduğumdan insan içinde karşımdakini rezil etmek işten bile değil benim için. üstelik bazen sana dediğim lafın ne anlama geldiğini bi hafta sonra anlarsın, öyle de ince döşerim. hakikaten zor insanım. kimseden ölüyor olsam yardım isteyemem, kahrımdan ölürüm. sonra bunu göremiyorsun diye içerlerim. 'neyin var yaprakcım?' dersin, 'siktir, amk keli!' derim. ama bi gün önce sen hastayken sana sarılmış tüm gece acını paylaşmışımdır. bu sebepten ne vazgeçebilirsin benden ne de beni sevebilirsin. bana 'seni seviyorum' dediğinde kendini inandırmak için demişsin gibi gelir, inanmam lafına. kötü laflara cevabım hazır, ama biri bana iyi bir şey söyleyince anama sövmüşler gibi tepki gösteriyorum. biçimsiz ve kendini beğenmiş bir şeyim. üstelik çok da çirkinim.

bu yüzden iyi özelliklerimin hiç bir anlamı yok. hatta kötü özelliklerimin de... çevremde hep çok fazla adam oldu. popüler yalnız bir tiptim ömrüm boyu. erkek arkadaşımın çok olması, en yakışıklı en peşinde koşulan adamlarla gezmem; rahatsızlık verdi kadın kesime. ama bilmiyorlardı ki ben çevremdeki tüm adamlar için mahmut'tan farksız oldum. tüm ters davranışlarıma rağmen en çok benim yanımda iyi hissediyorlardı. şevkate ihtiyaç duyduklarında bi kadın, sonrasında karı kız konuştukları bi mahmut oluyordum. her iki şekilde de iyi geliyordum. çünkü ben özür dilemeyi de bilen toleransı yüksek biriydim. insanların fazla hareketlerini hep sümen altı edebildim. bundandır bazı arkadaşlarımı terk ettiğimde bile, kimse hakkımda kötü konuşamadı tek kelime. nitekim anlayışım, "arkadaşım" yaftası yememe sebep oldu. ben bitaneydim, hayatlarıydım, canlarıydım... sevdikleri kadın olamadım. ama takıldıkları kızları iyi dinledim. hee, takıldıkları hiç bir kız da beni sevmedi. çünkü askerden yeni dönmüş gibiyim.

sevilmiyor olmak benim için bu denli problem değildi önceden. ama hayatımın bu döneminde bir adamın varlığına ihtiyaç duyuyorum. bana 'fuckbuddy' olmayı teklif etmeyecek bir adamın varlığına. duygusal bir şey değilimdir aslında. ama sığınmak istiyorum bi sefer olsun. karşımdakine hiç bir şey vaad edemeyeceğimi biliyorum. belki geçicidir bu his, boşluktayımdır.

aptal kadın hormonlarımın bu kadar devrede olması alışkın olduğum bir şey değil...


(böyle de bitirmişim yıllar evvel)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

iyi düşün