"yine proje yapmam gereken vakitte, yine elim projeye düşmüyor. şu yazmak işinden ekmek yiyeceğim ilerde sanırım, eğer ekmek yersem. yalan yahu, ne mümkün. yazarak kazanan bi harry porter’ın yazarı vardı sanki. “hakikaten iyi ayakkabı değilmişsin, yahu illa milyarder mi olman lazım yazmakla?” diyecek olan okuyucu, yahu ben yazar bile değilim. ha hayatta ne iş yaptıysam tam etmedim hiçbirini, disiplinim yok azizim. şu anda bile elli tilki var kafamda; elim desen oynaşta, dilim desen mühürde, kalbim desen… işte kalbimde sen romantikliğine gireceğim neredeyse. gözüm desen girişte, elim desen tetikte, savaş halindeyim her cephede kendimle. kendim çıkıyor karşıma, kimi zaman sarışın kimi zaman esmer surette. ben yolun başındaki düşman oluyorum olmaya da, özdemir’i var eden adamın yok olması yok edemiyor özdemir’i.
Çek sandalyeni dertleşelim senle. dedem sandalyeye ters oturur, sırt yaslanan kısma göğsünü yaslar, kollarını da çenesinin altına destek yapardı. tam bir toprak adamı, tam bir ağaydı. topraktan var olan yaprak olarak varım, sandalyede de değil yerde. her şey yerli yerinde görünüşte, her şey olması gereken biçimde… değil be. bu gün hala sınıf farkımızı hissettiriyor bana, yobaz modernin teki. benden daha fazla nüfusu var ha, görsen adam sanarsın. seneler önce ne yaptı oysa bana, anlamazsın. senelerce ne numaralar döndü ortada, yaprak aman ha! kırılasıca dilimi ortadan ayırırlar, dağlarlar. sana da laf söylemeye gelmiyor, seni kahpe gammaz kadın derler.
ben hayatta alan olmalıyım gibi duruyor, alttan alan olmalıyım gibi… kızgınım çünkü, hepinize hem de. gerginim, tehlikeliyim, keskin sirkeyim, patlamaya hazır bombayım, serseri mayınım…
agresifim, sürekli özür dilemeliyim. sürekli hatalıyım. arkamdan işler çevirebilirsin, yine ben suçluyum; bana yalan söyleyebilirsin, benim kabahatim; beni kandırabilirsin, benim yüzümden; beni incitebilirsin, benim hatam. benim haklı olma hakkım yok, çünkü neyim olduğunu söylemeye dilim yok. ben sustukça haklısın. tokat at bana, özür dileyeyim sonra. üz beni, üz ki peşinden geleyim; seni seviyorum diyeyim. canımı yak ki en basit insan ilişkilerine bile, ikili ilişkilere verilebilecek anlamdan dahi fazlasını vereyim. kullan beni, becerebilirsin dimi? hakkını ver, anamı ağlat. gerçi annemin pek umrunda değilim. eşeğin sudan gelmesi bile daha olasılık dahilinde neyse…
bu türevli yazmaların insanı değildim ben. hele sen, okuma insanı hiç değilsin. okuma yazdıklarımı. sevgi insanı da değilsin, numara yapma; dosdoğru ol benim gibi. basit bi hırsızsın zamanımdan, enerjimden, benden çalan. çal bakalım, dinliyorum uslu bir kız çocuğu gibi. biliyorum, bi kökü de bi dalı da yok. sadece buna neden devam ettiğimi bilmiyorum. iyi uykular yaprak."
17.05.2019
bunu seneler önce Mustafa okuduğunda ve bana o şarkıyı insanların içinde yolladığında "deniyor" diyordum. iyi bir insan olmaya çalıştığını sanıyordum. ben Mustafa'ya, Mustafa gibi adamlara, Mustafa'lara... o kadar deger verdim o kadar alttan aldım ki... Mustafa sadece arkadaşımdı, ondan belki onun adını söylemek kolayıma geliyor. silahıma bile arkadaştı.
o şarkıyı unutmadım Mustafa, o resmi sildiğini de unutmadım ama. size gelince Mustafa'lar... gelmeyeceğim, aramayacağım, sormayacağım. benden yana olumlu bir tavır yok.