Bir noktadayım. Yine bir noktadayım. En çok da haklı olmayı hiç sevmediğim o noktadayım. Kardeşimle ortak bir noktamız varsa ikimiz de benim haklı olmamdan nefret ediyoruz. O, işine gelmediğinden bazen de beni haklı görmediğinden; bense haklı olmak hep mutsuz olmak anlamına geldiğinden. Haklı olmaktan nefret ediyorum, ama yine haklıyım. Ben en başından böyle olacağının farkındaydım. Bilerek elinde ateş çeviren biri, en sonunda yanar. Ben beş sene elimde çakmak gezdirdim, kim bilir kaç insanın sigarasını yaktım. Sayıyla bir kişi sadece bana sigara uzattı, almadım. Ben kimseden ne sigara ne çakmak alırım. Ölürken bile nasıl, öleceğimin derdi sarıyor sıkça beni. Kimseden hiçbir şey isteyemem, kendi kendime nasıl boğulacağım? Toprak beni alacak mı?
Alacağın olsun! Sana sadece bir sefer yazacaktım. Önüme dönmüş yoluma yürürken bu yaptığın kalleşçe. Neyse ki ben silah arkadaşlarımın kurşununa aşinayım, senin vurmanla ölmem. Ne oldu biliyor musun hem? Vurulduğumla kaldın. Hep vurgun mu kalacağım sandın? Bir güne geçer; geçmezse, on güne geçer; geçmezse illaki geçer; delip geçtiği sen olursun. Pişmanlıklarım var elbet, ama hiçbiri benden sebep değil. Her yaptığımın açıklaması var, karayım diye kirli belleme benim rengim bu. Ben söylemem, ben gizlerim, ben geceyi dahi gece olur örterim. Saklarım, kimsenin haberi olmaz. Haberi olanın da cesareti olmaz. Benim kuşağım hiç senin gibi olmadı. Sen fazla cesursun, benle hiç yüz yüze cenk etmediğinden. Herkes kalemimden silindi gitti de biri çıkıp hesap soramadı biliyor musun? Ben adamı böyle yaparım: korkak.
Sen bu lig için Muhammed Ali’sin hızlısın, latin bir dansçı edasıyla kıvraksın, kelimelerime duyduğun bu hazza yabancısın, açmamış gül gibi toysun, cahilsin çok… Benden tekmeyi yiyen herkeste olan o temkinlilik sende yok. “Canım yanar.” diye korkmadan üstüme üstüme geliyorsun “Canım yandı.” diye. Sana; benim sabit bir han, senin avare yolcu olduğunu düşündüren ne? İstediğinde gelip, istediğinde gidemezsin. Bu gitgellerin bana yaramadığını görmezden gelemezsin. Çiğneyip geçemezsin, ben o ağıza alınmam. Ama sana öyle bir alınmış haldeyim ki, alamazsın gönlümü…
Benim içimde birikti: Olanlar birikti, durumlar birikti, isimleri olmayan karakterler birikti… Karmaşan birikti, benim karmaşam sanki bana az mı dertti? Ben kafası fazla karışık bir insandım, çok önceden beri; yürüdüğün o yoldan ben geçtim, o yolun izi benden geçmedi. Bu noktada itiraf etmek lazım: Sen başından beni kırmasaydın da aramızda zaman vardı. Sen beni en başından yormasaydın da alınacak mesafe, seni de beni de yorardı. Sen beni hiç üzmesen… yine üzülürdüm ben çünkü hissimiz denk olmazdı. İnan bu konuda çok bilmişimdir: Görünür olamam için canımın acısından durmaz olmam gerekiyor benim hep. On altıdan yirmi altıya bu yolun omurgası değişmez, aksine fıtık olur. İnan bu konuda çok görmüşümdür: Bilmezler benim nasıl kor ateşlerde yandığımı. On altıdan yirmi altıya yangının sönmez, yazık olur.
Benim sorunum, benim derdim değil bu metinde bahsettiğim. Hislerimi anlatamam, iç hapsimden, bir kişi için daha en mahremimden çalıp halka sunamam. Tek bir fazladan kelimeyi bile edemem artık kimseye. Üzülmenin de acı çekmenin de bir sınırı var. Ben serhatı aşalı çok oldu, bu değil konu. Bu parça senin, tekrarı olmaması tek dileğim. Herkeste ayrı ayrı olan kadar bende de dert, bende de tasa var. Bir yenisi olamazsın, git burdan.
Git tabi, olması gerektiği gibi; uzak durman doğru olan. Ne olduysa senin hatan, benim hatam.. Her ne varsa geçmişte kalan… yaşanmamış gibi uzaklaşır. Kendi geçer, izi kalır; sözü unutulur, hissi kalır. Hep bugünde kalacak değiliz, ne günler göreceğiz. Bundan sonra kim bilir ne hayatlar süreceğiz. Sen kalmak istiyorsun, burda kalamazsın ama bir ilk olarak kalacaksın: Ben ilk kez beni ağlatan birine “hayır” diyebildim, bana tekrar zarar vermesine izin vermedim. Senelerdir herkese ördüğüm duvarların hatrına güçlü durabildim, yıkılmadım bu sefer. Bir kere yapanın bir daha yapacağına ihtimal verdim. Doğruyu bilmek hakkın içimde bir yerde biri diyor ki “bu sefer farklıydı.” Olsun. Ben her ne olursa olsun, bir fiske daha savaşmaya güç bulamam. Üfleseler yıkılacakken iyinin ihtimaliyle yol alamam. Sevmiyorum evet haklı olmayı… Haklı çıkmayı daha çok sevmiyorum ama…
Bu son okuduğun, son okuyuşun olsun, bir daha buraya uğrama. Bu olan da ikimize de ders olsun. Hayat boyu hissi kalacak büyüklükte bir ders: Ben kimseye izin vermem, sen de kimseyle oynama. Seni bilemem, bir zaman düşüneceğim bu olanları ben. Sen yeterince düşündüysen, düşünme artık, sal.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
iyi düşün