boğazımda bir düğüm, düğümden ziyade ağrı var; bu ağrının da
kulaklarımdaki basınçta kaynaklı olduğu ortada. kulak burun boğaz problemlerim
şimdilik şöyle kenarda dursun, konuşacak başka konular var haliyle.
hadi itiraf edelim. şu iki gündür bi orta yol bulup da arayı
düzeltemediğimiz bey sevdiğim biri. zaten bu sakladığı bi sey de değil. ama laf
ebesinin önde gideni olması bi zaman sonra çok yorucu oluyor. hele beni haksız
yere suçlarken, hele ben onu bozmak istemezken ve hata yaptığını inatla algılayamazken..
neyse ne bi şekilde ateşkes ilan ettik sayabileceğim bi ilişkimiz var şimdilik.
aramın daha bozuk olduğu beyler var en azından.
şimdi gelelim izmirli beye.. dün hayatımda yaptığım en kötü
fasülye ve pilavı pişirdim. şehir dışında bi evde yalnız oluyorum genelde ve
korkuyorum ilginç bi şekilde. bunlar dışında da kafamı bozacak olan bi sürü şey
var. her neyse sabah hazırlanma aşamamam sıkıntılıydı falan derken ben yine
aynı saatlerde geçiş güzergahındaydım, ama bi moralim bozuldu, bi canım sıkıldı...
"kızım" dedim, "sen ne yapıyorsun? bi oğlan kovalaman, etrafta
saçma sapan gezmen eksikti. " iyice kızdım kendime "rezil olmaya
doyamıyorsun, sen böyle devam et" dedim. kalktım işe geldim. bölüm sonu
arkadaşlar. daha da saçmalamamayı umuyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
iyi düşün