Öne eğik başım, hep dik duran başım. Boyumun seneler içinde uzadığı malum, burnum da. Artık yaşamak için çok az vaktim kaldığına eminim. "Öyle intihar edilmez, böyle edilir baba" dercesine ben de mi başlasam sigaraya? Hiç bırakmamacasına.... Ne yapabilirim şu saatten sonra kendi adıma?
Bilemiyorum ve bilemediklerim vuruyor beni, şahdamarıma yakın yerden, bir kadının boynuna ömründe ilk kez yaklaşmış bir adamın dudağı gibi. Nefesi boğuk, yaşı genç, ne yapacağını bilmez, hali hal değil. Her ortaya çıkışımda ben de böyle oluyorum. Belli yaştan sonra böyle oluyormuş: Bölüm sonlarını tahmin etmesi kolay, yaşaması zor. Ben çok ölüm gördüm derdim, ben ne görmüşüm de neyi büyütmüşüm? Ben anasının yıkadığıyla duran, ağzı süt kokan, beş yaşında çocukmuşum; yirmi beş ne?
Ben yazamaz oldum efendim, ben çizemez oldum efendim, ben yapamaz oldum, yaşamaz oldum. Çözemez oldum, kendimi, çevremi, sevdiklerimi, sorunlarımı, hayatımı. Tek kimse kalmadı çevremde, yine kimsenin suçu yok. Ben arkadaş olunamayacak kadar sinirliyim, tersim, huyum huy değil, ağzım bozuk. Ben sevilemeyecek kadar tuhafım, çirkinim, yapım aykırı, duruşum yabani, başım dik. Ben değer verilemeyecek biriyim demek iki anlama gelir: Ben değersizim yahut ben paha biçilemezim. Bense ucuzum, sürümden kazanmak için, her cebe hitap edeyim diye... Alamayanlara alınmakla geçti ömrüm. Anlamayanlara kırılmakla, taşıyamayanlara bozulmakla.
Benim kendimle olan savaşım yirmi dört yıl sürsün isterdim, yirmi beş yılı buldu. Yirmi dört yılda kazanılan Girit ve kaybedilen ben demiştim, yirmi beşinci yılı göz ardı etmişim. Ben hâlâ burdayım, etrafımdakilerse yoklar. Demek bu savaşı bir ben kazandım. Bunca sene sürmesi gerekmiş iç hapsimin, kendimi sevmem için.
Başıma gelmeyen çok az şey kaldı diyecek kibrim yok. Kim bilir daha neler göreceğim, kara bahtlı kara başım daha kaç kere siyaha bürünecek? Ben siyah olmayı da kabul ettim artık, mavi bir çocukluk hayali gibi uzakta.
Yalanlarınıza maruz kaldım, beni sevmediği halde kullanmak için yanında tutanlar oldu, beni çirkin zorbalıklarla elinde tutmak isteyenler oldu, bana kötü davrananlar da vardı, herkesin yanında başka başbaşayken başka davranan da. Ben "söyle" desem de, benle konuşmayıp arkamdan konuşanlar oldu. Yüzüme yüzüme en denmeyecek lafları diyenler oldu. Davranışlarımı hafif meşrep bulanlar oldu. Benden intikam almak için olan değerini kaybedenler de oldu... Bana yeterli saygı ve özeni göstermeyip bunun için beni sorumlu gösteren dostlarım da vardı. Bana değersiz hissettirenler de oldu.
Yazdıkça iyi olurdum, yazdıkça fenalaşır oldum diye kalem tutmaz oldu herhalde elim. Ben bu sene itibariyle elimde kalan ne varsa kaybetmek üzereyim. Hayatımda bundan daha kötü zaman olmadı. Üstelik tahmin dahi edemeyeceğiniz kadar kötü zamanlarda dimdik durmuş biri olarak söylüyorum bunu. Gerçekten kaldırmaya daha fazla zorlanmadım hiç bir şeyi.
Belki bundan, belki başka şeyden ilk kez bu kadar düz, bu kadar boş vermiş bir doğum günü metni yazıyorum. Şu an yazıyorum çünkü başka zaman yazabileceğimin garantisi yok. Şu an yazıyorum çünkü hayatta kalabileceğimin garantisi yok. Yarın ne olacağı hakkında hiç bir fikrim yok, üstelik günlerim arasındaki tek fark gün adları. Ha bi de arada doktora gidiyorum.
Neyse sıkıldım ben bundan. İyi ki varım diyemiyorum, ama bende varım. Kim bilir ne zamana kadar daha, bu arada sana da işlerin daha iyiye gideceği zamanlar dilerim baba
Hakikaten 19 değil, kemiklerime kadar hissediyorum
Yaprak