Beni uykudan alıkoyan birçok meseleden biri olarak geldin yerleştin sen de baş köşeye bir yere. Bu hayatımın en körlemesine deneyimi. Gözüme bağlı bir kuşak varmışcasına görmeden düşüyorum üstüne üstüne. Sana yazmamak için direndikçe istek beynimde bir yere değdi, gerekli hormanlar harekete geçti ve tüm vüduduma yayıldılar. Parmak uçlarıma kadar ulaşan bu histe yadsınamaz bir etkin var. Harf harf yazmak sana dokunurmuş gibi hissettiriyor. Sana dokunuyor olduğumu düşünmek içime dokunuyor. Bu buruk his ne karmaşa ki; bir yandan içime sığmayan içim, bir yandan bir düğüm gibi, bir yandan içimde bir heves, bir yandan dur der gibi. Bir dağınık kadın bırakıyorsun arkandan, bir kere bile arkanda bırakmamışken hem.
Bitmez bir yolun ötesinde sen, ellerini üzerimde dolaştırabildin. Varlığını hissettim, kokunu aldım, içime çektim, biat ettim. Biz kilometrelerce uzunlukta bir meydan okuduk birbirimize uzaktan bakarak. Meydanı birbirimize okuduğumuz noktada savaş çıkıyor aramızda, alev alıyorum, sen bir yangınsın. Hangi ateşin beni böyle saran anlamıyorum, ellerimi omzuna koyduğumu hayal ediyorum. Senin elin de belimdeymiş gibi dans ediyorum kendimle. Kendimi senin ateşinde köz olmuş bulmalıydım, kül ediyorsun. Beni üflesinler içine dolayım istiyorum. Parmak uçlarından bileğine, kollarından omzuna, boynundan ağzına gezinmek; içinde dolanmak hayali kuruyorum. "Kendimi sana bırakmam, sen bana esir ol" dedikçe kavgayız birbirimize. Sırtında benim izlerim olsun, boynumda senin izlerin diye düşünmekten başım dönüyor. Bu yoğun tutku bacaklarımı titretiyor, yutkunuyorum, nefesim düzensizleşiyor. Ellerim saçında dolaşsın kördüğüm olsun, sakalına girsin kaybolsun istiyorum. Durdurmaya çalıştıkça uyanamadığım bir rüya gibi sardın beni, sanki boynundan bir nefes alsam yaşayabilirim. Gözümü kapattıkça önümde beliriyorsun, gözümde büyüyorsun ve ben hayran hayran seni izliyorum…
Sanki senle öylesine bir şeyden konuşurken kahve içiyoruz, balkondan aşağı bakıyoruz akşam üstü. Sigaranı yakıyorsun, sen içerken ben bir şey anlatıyorum, gülüyoruz beraber. Gülüşümüz biterken sigarayı alıyorum elinden, şöyle bir sana bakıp derin bir nefes çekiyorum sigaradan, beni izliyorsun. Sen de ciddileşiyorsun, dikkatle bana bakıyorsun. Sigarayı ağzına yerleştiriyorum, dumanı dışarı veriyorum, pür dikkat sana bakıyorum. Ağzında emanet duran sigarayı yeniden alıp öpüyorum seni. Öyle güzel görünüyorsun ki… Bütün kavgamız, bütün kaygımız bitiyor, anlamlı tek şey o an oluyor. Akşam üstü serinliği yerini kor alevlere bırakıyor… Bu istek gözümden yaş gelmesine sebep oluyor, sana nerden değdim? Bu kadar dokunulmaz olan sana nasıl değmiş olabilirim?
Şartlar farklı olsa ne olurdu bilmiyorum, belki o zaman sana değerdi
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
iyi düşün