29 Mayıs 2021 Cumartesi

iki çeşit ölüm

 Ne oluyorsa olsun yeter, benim artık içime sığmayan hislerimden bahsetmem lazım. Bu metinin içinde bir kişi bile yok. O kadar ıssız ki bu metin, kimse yok burda, ben bile yokum. Başıboş bir vahşi yaralı hayvan gibi mezar kazıyorum kendime, sürekli başkaları düşüyor içine. Ben ölüm istedikçe başkaları ölüyor, benim canım yanıyor. Çekiyorum elimi ateşten, aradan zaman geçiyor elim yine ateşi buluyor, ne elim mesele. Ölenler arttıkça diyorum ki "tamam yetti, cağırmam daha da seni" Biraz zaman geçince yine dönüyorum etrafında pervane gibi. Çok istiyorum ölmeyi.


Şimdi ölsem otopsi ederler, saçımın bi kısmını tıraş edip beynime girerler. Ah doktor, kalbime girmeliydin! Orası ne güzel havadar, ferah, cereyan yapıyor, bomboş… İşi gücü pompa sonra, dur durak da bilmiyor. Kaçakçılığı var biraz ama olsun o kadar… Beynimle ne işin var? Orası karmaşık, kaybolursun, kendini bi daha zor bulursun, iflah olmak ne demek iflahın kesilir. Yazık olur sana bi Latine benzeyen kıvrımlar arasında, kıskıvrak yakalanırsın. Oralar çok tehlikeli, sana gelmez. Kuş beynimi boşver, kara bahtlı kara başımı unut, gözü kara olmamla başa çıkamazsın, kara yerim çok kesemezsin… Kesme, en çok bundan hoşlanmam. Bırak anlatayım lafa girme! Ama balık beynin diyeceği lafa hakim değil, unutmak korkun. Haklısın, unutkansın, unutuyorsun, unuttun… Doktora çok yüklenmedim, korkmayın.

Çok dosya inceledim çok. O kadar şey biliyorum ki aklınız almaz. Hayatımı değmeyecek çabalara harcadım ben hep. Bugün bir dizi izledim, o karakterin yerinde ben olsam iyi biri olacağım diye tüm işleri batırırdım. Yeterince kötü olmadığında insanlar seni çiğner ve ben hep morluklarla gezdim. Öfkem bir barikattı, yıkanlar kendilerini hep kahraman saydı. Ben makinayım, inşaat makinası, hep unutuyorsunuz. Kırarım


Her suçu ölenlere atarım ama kendi öldürdüklerim de gerçekten suçum yok. Ben yeterince öldüm, kimse beni öldüremez. Öldürmeyecektiniz! Benim oturduğum masanın kıymetini bilecektiniz, çünkü ben bi köpekbalığıyım, geri gidemem, kalkarsam kalkmışımdır. Bı düşünün "yapmam" dediğim neyin, yapsam bile işe yaradığı görülmüş? İşe yaramaz!


O kadar çok öldürdüm ki sayısını bilmiyorum, yapayalnızım. Şu saatin ardından kalabalığa da inanmıyorum. Ondan ölmek istiyorum ya. Benim öldürmediklerim gerçekten öldü ve arkada kalmak gerçekten çok acı. İhtiyacın olduğunda kimsenin yanında olmaması da öyle. Herhalde Amerikan gençlik dizilerinin etkisinde çok fazla bel bağladım insanlara. Gerçek üç beş kişinin varlığına çok bel bağladım. İnancım beni geceleri yatmaktan alıkoyuyor. Ve ben artık düşünmek istemediğim çoğu şeyi hâlâ düşünüyorum. Bitsin artık.


İçim o kadar dardı ki iki çeşit ölüm sığmadı, birini bari çıkarayım istedim üstümden. Sağından ve solundan iki elimle tutup yukarı doğru çıkarırken, boynuma dolanıyor; güç bela kurtulduğumda çıplak kalıyorum. "Bu metni her kim okuyorsa karşımda onun olduğunu biliyorum" dememi bekliyorsan çok beklersin. 


Benden bir şey beklenmesiden öyle  sıkıldım ki, güçlü olduğumun söylenmesinden örneğin. Güçlü olduğumu biliyorum yine de benden korkmanıza anlam veremiyorum. Korkaklara ayrılacak vaktim yok. Zaten aslına bakarsanız benim kaybım çok derin ve artık düzelmeye çalışmıyorum. Yine de korkum yok. Korkmuyorum siz de hiçbiriniz korkmayın. Bunu lafta da koymayın, gerçekten korkmayın. Korkarsanız aşinası olduğunuz eski sokaklara döndüğünüzde vurulduğunuzu görürsünüz. 


Ben bunu itiraf ettim. İtiraf ettiğim kadın farkındaydı. Aramızda kalır mı bilmiyorum, ama her kimden duyarsam inkar ederim. Çünkü öldürdüm ben onu, o yüzden suçu hep diğerine öbürüne başkasına atıyorum. Suçlu sensin bunu bil. Bıçakla kendini, geceleri benim elimi bulan bıçakla yap bunu. Belki yeterli gücü bulursan bana da sallarsın, arkadan. Vurulmaktan da korkmuyorum, vuracak babayiğit de kalmadı. 


Neyi beklediğimi hiç bilmiyorum. Ne olmasını bekliyorum yani? Beklentiler bunca zaman üzmedi mi? İşin tuhaf yanı beklemiyorum da, gerçekten umutsuzum. Peki neden ölmüyorum? Yeter artık aldığım nefes, gel cesaret

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

iyi düşün