dergiden ayrıldım ama haberleri yok. lafa abuk yerlerden girmenin kadınıyım. bir süre yazamayacağımı söyledim, ama geri dönmeyi düşünmüyorum. tanrım ben beş tane stil ikonu erkek hakkında yazacak insan mıyım? beyaz pantolon ve kundura giyen bir adama aşığım ben, ne tarzı? edebiyat diye ölüp, popüler kültüre nasıl meze olurum? "ayak yapma yaprak, kendi tarzını yaratsaydın maharetse" der gibi okumayın. ben kendimi bile bulamadığım bir zihinsel yığının içinde çalışmaya çalışıyorum. yirmi küsur senelik hayat mesaim ve beş senelik mimari jargonum derdimi kaygımı anlatmaya yetmiyor. yazar kimliğim disiplinimi sağladığım kadar demek isterdim. küçük yaratılış nöbetleri gibi okuyun iç hapsimden kaçan kelamları. kararını ben vermiyorum, kendi geliyor cümleler gibi laflara anlam yüklemeyin. dediklerinden kaçmak isteyen insanlar der bunu. ben steroid oranı yüksek bir kızın olacağı gibi delikanlıca sırtlarım yediğim her haltı. yaptığımın arkasında duramayacağım kadar benzetmedi hayat daha beni. en başında kendine benzetmedi, o ayrı ben ayrı.
sen ayrı ben ayrı sahi. siz hiç, dokunamadığınız bir adamın içinize dokunduğunu hissettiniz mi? siz hiç omzunuza değen saçı, boynunuza esen rüzgarı, gece aniden uyanmayı, içinizi kavuran bunalmayı birine yıktınız mı? siz hep var olmayan anlamlar yüklediniz insanlara, 33 dişlik kalıp yaptınız, boş kalan diş için insanları suçladınız. ben de yaptım. kahvede maviyi gördüm. bir bardak kahve için bir sene beklediniz mi siz? ben bekledim.
siz hiç kayboldunuz mu? ben daha bu gün kayboldum. beş senedir aynı yerde yaşamama rağmen. siz kendinizi ne yaptığını bilmez halde buldunuz mu? ne istediğini bilmez halde?
ben eskiden kendime yakalanırdım. artık tutabilene aşk olsun
gece sıçrayarak uyandığımda, spor ayakkabıyı geçirip kaçışlarım var. bir anda kendimi içerken buluşlarım var. sarhoş olup, gözümü açtığımda pendik garında bulduğum oluyor kendimi. ben on dokuzumda üç gece sokakta yattığımda kadın oldum. öncesinde sığınmadım, sonrasında korkmadım. ben acımı meze yapmayı severim, eski ayyaşların bir sofra adabı vardı. bıraktım içmeyi, o içmememi söylemişti. onla ilgisi yok ha, laf dinleme meşrebim yoktur. derdim klişelerinizden kaçmak. acım mezemdi, katığım oldu. içki yok, sigara yok, ot yok, nerde akşam orda sabah yok, türlü adamlar yok, küfür yok... bir proje bir de şu boynumu omzumu mahveden acı. dergiden ayrıldım, acır sanmıştım, acımadı. ben zaten her gece her gece yazmadan duramaz, berduş olmuşum
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
iyi düşün