7 Nisan 2018 Cumartesi

Cesaret

Ayırmadın. Bir kaç saat bile. Fırsat vermedin hem bana hem kendine. Var ya ne alev alırdık, itfaiye ambulans buldozer hak getire. Üslubum kenar mahalle ağzına kayarken, ağzıma vurmak elzem. Ağzıma yüzüme vur ki olanları, edep haya öğreneyim. Doğru düzgün durmayı, nerde nasıl davranacağımı öğreneyim. Ama sen umarsızsın, e ağzını yüzü hepten bozuk bir yaprak ne yapsın? Hakikaten düşündüm “yaprak ne yapsak?”
İşte böyle böyle kaleme düştüm. Geceleri saçma sapan vakitlerde kapısına dayandığım, eline beline davrandığım, Katolik nişanıyla bağlandığım eski eşim sanki yazdığım. Yazdığım benden, yazdığım senden, yazdığım içten… Güzelliğini gizlemeyeceğim artık kelimelerimin. Tesettüre dahil değil yazmalarım, kelimelerim de büyük oranda caiz. Fetvayı verecek kadar üstat bir yazara denk geldim çocuk yaşta, onu da bu sene kaybettim sorma. Kayıplarımı saymıyorum artık. Annem yufka yaparken kaç oldu diye asla saymaz, bereketi kaçarmış. Bereket, seni zaten elimden kaçırdım. Ondan da saymıyorum artık belki seni.
Yok kelime öyle geldi diye seni elden kaçırmak falan. Gözden kaçırdığın, elden çıkardığım. Sıkı bir pazarlıktı, elimi nasıl morarttılar sıkarken bir gör. Bir kaç uykusuz gece, bir süre başka şey düşünememe, bi kaç adama yüz vermeme, bi kaç kahve, bi kaçtan fazla metine karşılık; kilo aldım, fıçı oldum, odağı hepten kaybettim, bi kaç günaha girdim, seni verdim. Salıverdim, yukarı doğru. Bende fizik her türlü yok, hesabı iyi yapmadıysam tut ucundan. Alçıpanlara sprey boya ile çizim yapma üzerine bir projemiz var. Yakında göreceksiniz, bence eğitime de geleceksiniz. Çünkü neden fırsatı kaçırasın?
Ben asıl ne anlattığımın farkındayım, sen ne dediğimi anlıyor musun? Ağzımdan çıkanı ikimizin de kulağı duydu da, konuşmalar senin kafanda. Bu kadar sırla yaşamaya ne gerek var be adam derler adama. Dökül bana. Herkes bana dökülür, büyük okyanus gibiyim. İnan rahatlarsın. Kaç tane ruhsal mastürbasyona ev sahipliği yaptım bir bilsen.  
İkinci kısım daha uzun değil. Meselenin başına döneceğim çünkü. Bi kaç saat bile ayırmadın. İmkan vermedin bana. Vakit geçtikçe yaş alırım sandın, yaşlandıkça unuturum gibi geldi sana. Güçlendim oysa ben; otuzunda kadın gibiyim. En güçlü kadın hali gibiyim evet. Bana imkan vermeye cesaret edemedin doğrucası. Mülakattan yüksek notla geçeceğime emindin içinden. Hakkın var, geçerdim içinden. Senden bir şeyler çalar, ardımdan uzun zaman baktırırdım. Yaralarını sarar, daha derinlerini açardım. Sana iyi gelmeyeyim isteyen sen, “ne iyi geliyorsun”la başlar, “niye gelmiyorsun”la bitirirdin. Bana imkan verseydin ben bunu suistimal ederdim. Sen sanıyor musun ki, uysal olurum, hanım olurum, ben olurum. Benden daha sert, benden daha fevri ne varsa öyle davranırdım sana. Ne kızardın bana! Kızardın ama alışırdın da. Boynundan sokulur, şah damarın yoluyla girerdim kanına. Hoşuna giderdim, içine dokunurdum ama daha fazla sinirine dokunurdum.
Bana o bir fırsatı vermedin ya, kızamıyorum sana. Senle ilgili tahminlerinden kıyamıyorum da hem. Ne olmuş içimdeysen? Bi karşılık almam mı gerek illa senden? Bana ayırmadığın bir kaç saat neyse, ben bir gün bekledim aslında. Baştan sona bir gün. Sonra tanışmamış gibi biterdi. Bazen böyle vakitleri insan merak ediyor, biriyle sadece bir gün geçirseydim sonu nasıl olurdu diyor. Bense üstten bakınca cesaretsizliğimi görüyorum. Bana aylar sonra yazılı bir laf etmiştin, cesaret edememeye tekabül eden. Bende cesaret edemedim,
Sana

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

iyi düşün