bu gün beş senelik sıkıntılarla yüzleştim. beni kimsenin anlamaması gibi yeni tanıştığım
bi adam da anlamadı. ve anlam veremediğim bir bacak ağrım var. kapanması zor
hesaplardan seçtim kendime. herkes için bir O vardır. Onu aradım sonunda onla
ilgili kurduğum bi cümle vardı "sen sevilmeyecek bir insan değilsin
ki" aynısını kurdu bana, "o dediğini neden dedin" diyebildim
anca, "ciddi miydin" diyemedim. "kızgın mısın" diye sordum,
değilmiş. diyemedim...
"biliyor musun ben
bir yıl mezun kalıp da üniversiteye gitmemiş biri değilim, kazandım ama
gitmedim ve asıl mesele bu da değil; ben okulu bırakmıştım. ailemin ve çevremin
ittirmesiyle ikinci sene hazırlanıyormuş gibi yaptığımda matematik sınavından
iki gün önce öğrendim iki numaralı kızı. ben sana bir sürü şey yazdım biliyor
musun? ben hayatta ağladıysam, sadece senin derdinden ağladım. bunlar
anlayacağın şeyler değil 'aşk yok, o var' derdim ben soranlara. şu an seni
sevmiyorum tamam ama, senden sonra kendimi bile sevemiyorum ben. sarp'ı haklı
çıkardın, alacağın olsun.kime seni anlatsam herkes aynı tepkiyi verdi, herkes
haklı çıktı şimdi. kaybetmek gibi kaybetmek mi şimdi benimki?" diyemedim.
ne çektiğim benle Allah arasında kalsın, hayal edemeziniz
tahammül de edemezsiniz. benle mezara gidecek olanlara selam olsun, zaten
sırtımda sayısını bilmediğim kadar cenaze var. diğer konuşmayı anlatacak
kudretimse zaten yok. hayatımın bu kadar kötü halde olmasını yetiremedim
kendime ve yeni sorunlar oluşturdum belki. ama hesaptan düşüldü artık bu
olanlar, silindi numaralar. ben çok hata yaptım, şu saatten sonra iyileşmez de
yaralarım. ben gazi olarak ayrılmayı başardım, şehit olmayı yada sapasağlam
dönmeyi beceremedim. sıkıştım ben. belki bundan hamamyolundaki tüm dükkanlara
tek tek "içine işeyeyim" dedim. sabah 6.15 saat, ebem dahil hayatıma
giren çıkan kim varsa ihtiyacım var şu an. özgvenimi ve iç sesimi kaybettim
ben, diğerlerini boşver (!)
anlatamıyorum ben bana ne olduğunu; anlattıklarım basit,
edebiyatım ezber geliyor size. bir de anlatamadıklarım var, anlaşılmazlarım
var. anlamazsınız. sigara bile yakamadım arkasından çoğu şeyin. bildiğim bir şey varsa içimde kırıldı. hala
güvensizim ve korkuyorum insanlardan ama "gel ben seni koruyacağım"
diyecek birine hayır da diyemem. ve sonunda belki gerçekten herkesten korurken o kişi mahvedecek beni, zaten beni hep o
kişiler mahvetti. anlatamıyorum, şu an biri kaçırsa "nereye" bile
demem, o denli kendimden geçtim. yorgunluk bu hep. kimsenin bilmediği ve okumadığı şeyler yazıyorum. ölünce
yazmaz olurum, gerçi önceden de çok yazmıyordum.
sana ve sana son yazım bu, bu sabah içimden kustum sizi et
et. ted bundy olamadımsa albert camus olurum, selam nietzsche, yaprak öldü.
tanrı istemedikçe düşmeyen yaprak yer çekimine yenik düştü, eee Allah'ın sopası
yok. müslüman edebiyatı yapma bana diyecek olan arkadaş, sana bi maraşlı küfürü
ederim kafanı hissedemezsin. ama neyseki o küfrü henüz bilmiyorum. artık makyaj
yapıyorum bu arada, görüntüme ben bile tahammül edemez oldum. saçımı da boyadım
. nasıl biri olmamı istiyorsanız öyle biri oluyorum artık belki de. kaybetim,
kaybettiklerimi okuma, silik bir dövme kolumda.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
iyi düşün