5 Haziran 2016 Pazar

veda

bu gün beş senelik sıkıntılarla yüzleştim.  beni kimsenin anlamaması gibi yeni tanıştığım bi adam da anlamadı. ve anlam veremediğim bir bacak ağrım var. kapanması zor hesaplardan seçtim kendime. herkes için bir O vardır. Onu aradım sonunda onla ilgili kurduğum bi cümle vardı "sen sevilmeyecek bir insan değilsin ki" aynısını kurdu bana, "o dediğini neden dedin" diyebildim anca, "ciddi miydin" diyemedim. "kızgın mısın" diye sordum, değilmiş. diyemedim...
"biliyor musun ben  bir yıl mezun kalıp da üniversiteye gitmemiş biri değilim, kazandım ama gitmedim ve asıl mesele bu da değil; ben okulu bırakmıştım. ailemin ve çevremin ittirmesiyle ikinci sene hazırlanıyormuş gibi yaptığımda matematik sınavından iki gün önce öğrendim iki numaralı kızı. ben sana bir sürü şey yazdım biliyor musun? ben hayatta ağladıysam, sadece senin derdinden ağladım. bunlar anlayacağın şeyler değil 'aşk yok, o var' derdim ben soranlara. şu an seni sevmiyorum tamam ama, senden sonra kendimi bile sevemiyorum ben. sarp'ı haklı çıkardın, alacağın olsun.kime seni anlatsam herkes aynı tepkiyi verdi, herkes haklı çıktı şimdi. kaybetmek gibi kaybetmek mi şimdi benimki?" diyemedim.
ne çektiğim benle Allah arasında kalsın, hayal edemeziniz tahammül de edemezsiniz. benle mezara gidecek olanlara selam olsun, zaten sırtımda sayısını bilmediğim kadar cenaze var. diğer konuşmayı anlatacak kudretimse zaten yok. hayatımın bu kadar kötü halde olmasını yetiremedim kendime ve yeni sorunlar oluşturdum belki. ama hesaptan düşüldü artık bu olanlar, silindi numaralar. ben çok hata yaptım, şu saatten sonra iyileşmez de yaralarım. ben gazi olarak ayrılmayı başardım, şehit olmayı yada sapasağlam dönmeyi beceremedim. sıkıştım ben. belki bundan hamamyolundaki tüm dükkanlara tek tek "içine işeyeyim" dedim. sabah 6.15 saat, ebem dahil hayatıma giren çıkan kim varsa ihtiyacım var şu an. özgvenimi ve iç sesimi kaybettim ben, diğerlerini boşver (!)
anlatamıyorum ben bana ne olduğunu; anlattıklarım basit, edebiyatım ezber geliyor size. bir de anlatamadıklarım var, anlaşılmazlarım var. anlamazsınız. sigara bile yakamadım arkasından çoğu şeyin.  bildiğim bir şey varsa içimde kırıldı. hala güvensizim ve korkuyorum insanlardan ama "gel ben seni koruyacağım" diyecek birine hayır da diyemem. ve sonunda belki gerçekten herkesten korurken  o kişi mahvedecek beni, zaten beni hep o kişiler mahvetti. anlatamıyorum, şu an biri kaçırsa "nereye" bile demem, o denli kendimden geçtim. yorgunluk bu hep. kimsenin  bilmediği ve okumadığı şeyler yazıyorum. ölünce yazmaz olurum, gerçi önceden de çok yazmıyordum.
sana ve sana son yazım bu, bu sabah içimden kustum sizi et et. ted bundy olamadımsa albert camus olurum, selam nietzsche, yaprak öldü. tanrı istemedikçe düşmeyen yaprak yer çekimine yenik düştü, eee Allah'ın sopası yok. müslüman edebiyatı yapma bana diyecek olan arkadaş, sana bi maraşlı küfürü ederim kafanı hissedemezsin. ama neyseki o küfrü henüz bilmiyorum. artık makyaj yapıyorum bu arada, görüntüme ben bile tahammül edemez oldum. saçımı da boyadım . nasıl biri olmamı istiyorsanız öyle biri oluyorum artık belki de. kaybetim, kaybettiklerimi okuma, silik bir dövme kolumda.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

iyi düşün