25 Temmuz 2022 Pazartesi

Bitik

Ayaklar tutmuyor, fiyakalı kıyafetler emanet duruyor, kokumuz bir şekilde pis. Birini bozmak istemeyegöreyim, bozarım. Senden beter yaparım bunu, ortalığın amına ben de koyarım. Peki savaş mı istiyorum, hayır. Barış bile istemiyorum artık, beni eskiden okuyanlar görse "Senin dilin ne söylüyor?" derler. Kusura bakma Barış. 

Moralim bozuk, midem kadar değil. Zamansız kusuyorum, midem almıyor olanları. Şu geldiğimiz güne inanamıyorum. "Geçen seneki halime selam vermezdin." demiştin, bu seneki haline de selam vermiyorum.  Öyle bir haldesin. 

Ben baktığın zaman Allah'ıma kavuşmaya çalışıyorum gibi görünüyor. Allah'ımın da beni sevmediğine eminim. Ondan bana eziyeti onun da: bu inanmışlığımdan. Çünkü Müslüm kul dua etmeli, ben zamanında ettim, senin için bile. 

Seni geçmişte bırakıyorum. Sırlarımı duyarsam, sırlarını duyarsın. Ben senin cenazene gelirim, başına da bir zeytin dikerim, biliyorum dikenin olmaz. Bense vasiyet edeceğim: Evvel ben ölürsem seni cenazeme almasınlar. Sen kaybetmeyi bilmiyorsun. Yaşarken kıymet bilmediysen, ben ölünce vicdanın kara kalsın.  

İster öl, ister ölme; her kimle, her nasılsa, her nasıl oluyorsa, her ne halin varsa

Davamız bitmiştir 

Asi

Asiydin, o yüzden gidiyorsun dedi. Asiydim, vahşi bir kısrak gibi şahlanmıştım. Gözlerim öfke doluydu. Nefretim gözümü kör etmişti. Sadece bana yapılan adaletsizliği görüyordum. İstek başımı döndürüyor, suskunluk boğazımı sıkıyordu.

Ne yapsalar 19'a dönemiyorum, babamı da onu da geri getiremiyorum. Zaman götürür adam, sen cahilsin. Zaman herkese bir zeytin ağacı verir, sen hiçbir şey bilmiyorsun. Sen beni kaldıramadıkça ben zayıfladım, sen ağırlaştın. Çok ağırdı, ben de o kadarını kaldıramam kusura bakma. Evde aslan olduğunu hep unuttun, göz ardı ettin. Parçalarım, işte böyle yaparım, uyku bırakmam adamda. Ne sende ne kendimde.

Yaprak döktüm, Allah var yaprak açmam da çok yeniydi. Soğuk vurmuş erguvan gibi yaralıyım. Zamansız açan çiçeği böyle döker ayaz. Çıplak bırakır. Ben mahvoldum her yanımdan. Sızıdan acıdan duramıyorum. 

Hep yok olmak isterdim, var olmamış olmayı dilettin. Kendi kendine koyduğun engeller hep bana engel oldu. Ve sen o kadar korkaksın ki konuşmama müsaade etmiyorsun. Bağırmamı kaldıramıyorsun. Beni kaldıramadıkça kırdın, ve işte şimdi böyle de kaybettin. 

17 Temmuz 2022 Pazar

Eziyetti de, sonuna kadar getiremedim

Eziyet bir his ki, daha tahammül edilmez olanını ben bilmiyorum. Beni sabahın beşinde uykundan eden his eziyet. Seni geceleri yatırmayan his de. Bedenimin acı içinde oluşu da yine bir eziyet de, kırık kabuğumun içindeki kaplumbağa bedenimin yaşadığı acıyı gör bir de. Sızıdan duramıyorum tüm kaslarımda hissediyorum.

Düşündükçe buluyorum, bir zamanlar söylediğim güzel sözler içine işlerken, sonrakiler eziyet olmuş. Biz mutluyduk, ne ara her şey eziyete dönüştü? Ben niye parça parça edilmiş bir torba et gibi hissediyorum? Bütün kimyam değişti, beni duygusal bir kadın yaptı şu kısacık süreç. Bunun için mi gelişti her şey? Evren bana haddimi bildirmek mi istedi?

Evvelde sorunlarım vardı, mutsuzdum, yaşamaya isteğim yoktu. Dünya yansa umrumda olmadığından ne eyvallahım vardı ne bir güzel sözüm. Herkese karşı nefret ve umursamazlık arasında gidip gelen hislerim vardı. 

Şu an en basit insana bile alınıyorum, özellikle onun saçmalığını sen desteklediğinde. Neyse ya sikerler, gerçekten uzun uzun yazamayacağım. Yazmayı bile eziyet haline getiriyorsun. 

Kusur

Kökten yaprağa yürüyen öz suyu gibi usul usul mu severiz birini? Coşkun bir nehir gibi akar mıyız içine? Bir duygu içinde kımıl kımıl, yerinden zorlayıp, insanın kapısını çaldıran… O kapıya nasıl dayanılır? Peki bu ayrılığa?


Birinin etrafında döndüren nedir bizi? Bir insanın en güzel yeri neresidir? En güzel kokan yeri bellidir, boynudur. Bir nefes alana karada ölüm yoktur. O mavidir, boğar. Yine de suya uzandırır, sonsuz bir gökyüzü gibi üstünde uzanır; nazı niyazı bitmez, usandırır. Bazen coşkun hallerinle dalga geçer, utandırır. Bazen içinde hiç bilmediğin bir yerde bir duygu uyandırır. Anlarsın ki en güzel yeri gözleridir, en çok da kalbi gözlerinden görünürkenki halidir. 


Öfkesi bir tufan, öfkesi bir toz duman. Öfkesi ki bin öfke de, ne çare? Baskın bassa bile yenişemez seninle. Savaşmak istemek, dövüşmek istemek, sevişmek istemek… Hepsi iç içe, hepsi kan revan içinde. Canını en çok o yakar, yumuşak karnını bilir. Sana mutlu ol der, çekemez onsuz gülen yüzünü. Onsuz yapama ister, onsuz yapamazsın, onla yapmana da müsade etmez, sarpa sararsın. 


Ateşlidir, rehavete kapılırsın. Başına vurur, yatamazsın sıcağından. Alev alev kavrulursun, bütün bedeninde hissedersin. Dokunuşunu arar bedenin, elinin ucuyla dokunsa bitersin. Kararır dünyan, kapanır gözlerin, sesler uğultu olur… Gözlerini açınca o yoktur, dokunur. İçin ona olan sevgiden, ona olan öfkenden bulanır. Ne yapacağını bilemezsin. Neden diye düşünür bulamazsın.


Konuşmak bir lütuftur, farkına varın bayım. Hayatının son bir buçuk senesini konuşamadan geçiren bir adam tanıdım. Bazen bazı huylarınızı ister istemez ona benzetiyorum, bunlar iyi huylarla sınırlı kalsın istiyorum. Yine de insan düşünüyor, iyi olanı? İyi olanın ne olduğunu? Kavramlar çok karışık. Aynı anda hem çok iyi hem çok kötü olunur mu?


Kusurlarını neden severiz bir insanın? Neden en çok bizi sevene zarar veririz? Neden konuşmayız? Neden başka bedenler? Nedenleri mantıklı bulmazsak ne olacak? Kavga ne için? Ben Ali'nin en çok kavgayı benle edip, ona kıyamamasını özledim. Bazen sevgi bu kadar basitmiş demek.


Kusursuzu anlatışlarım vardı benim, hayran hayran. Kusurlarında da kaybolunuyormuş insanın. Göz görmüyor, akıl almıyormuş sevince. Bütün tersliğini atlatıyormuş insanın içi. İnsan birini isteyince her şeyiyle istiyormuş, can çekişirken bile kıyamıyormuş. Yazık oluyormuş insana severken. 


Yapamadığım çok şey var. Yetemediğim… Kusuru kendimde buluyorum, kahroluyorum. Bir yandan da bazı akşamları o kadar mahvetmiş bir adam kahrolsun diyorum. 


Rahat uykun yok biliyorum. Benim de yok. O gelip "Ben seni gözümden sakınarak sevdim, daha azına tamam deme." diyor. Ben dünyayı inceden yeşil bir tonda görüyorum, başıma bir zeytin dik. 


Çünkü ölmezsem seni öldüreceğim içimde. Bir sürü adam dolanıyor peşimde. Onlardan birine yüz verecek olmak ağrıma gidiyor. Benim zaten içim bir mezarlık, ben seni gömmek istemiyorum. Sen ölme, yaşa ki benim için; ben cümle alemi toprağa vereyim. 


Çok romantik bir metin olmalıydı bu, sen yine ilk seferleri mahvettin

23 Mart 2022 Çarşamba

 her kime etsem ahı, üstüne alınmıyor erbabı. önceden beri hep bilmeyeni üstüne alınırdı, ilgisi olmayanı. içimde bir tayfun bu kopan. kendi sesim acı yüklü bir şarkıyı bağırır gibi içime. ve her kime edecek olsam bunla ilgili herhangi bir kelime, cevap "bana ne?" içimi dökmek benim neyime? içime dökülüyor sanki toprağa değen, o aşina kokuyu vermeyen yağmurlar. kendime kilometrelerce uzak gibiyim

9 Mart 2022 Çarşamba

 senin bana olan davranışlarını ne zaman iyiye yoracak olsam aklıma getiriyorum: benim ona olan davranışlarımı. tabi fark var, ben bile isteye kötü olmadım, kullanmadım, sadece onun istediği sınırda değildim.

sense, sense beni o sınırda olduğuma ikna ettin, yalanlar söyledin ve işine göre kullandın. ben bir mezarlığa dönmüş bedenimde, üstelik tam kalbimde derin bir mezar varken bile, gün oluyor kendimi bunu düşünürken buluyorum. ha bu değil ki seni affedeceğime ihtimal. değil, sen o şansını kaybettin.

8 Mart 2022 Salı

 İzin vermediğim her şey için çok özür dilerim gülüm, ben seni ellerimdeyken hep bıraktım. Sen hep hazırdın, hep biliyordun, idrak edemiyorum. Seni sağ üstü yatırdıklarını düşündükçe nefesim kesiliyor. Sen öyle rahat edemezsin ki. Seni kendimden de kendinden de koruyamadım. Bu yükün ağırlığını bilmeden yaşıyor gibi yapmaktan başım dönüyor artık. Kimse anlamıyor, anlatamıyorum. Hayatta kalan sen olmalıydın, ben değil. Canımın parçası affet, senin affettiğin gibi kimse affetmedi beni