Taslağa kaldırdığım tüm yazıları yine döktüm saçtım ortaya. En tanıdık haliyle karşılaştım yine seni sevmenin, acıyla. Artık baş başayken bile kaçtığım düşüncelerden kaçmak yok. seni tanımadığımı biliyorum, beni tanımadığını biliyorum. Hele beni hiç anlamadığını o kadar iyi biliyorum ki. Anlama beni, çünkü anlayamazsın. Ben de biliyorum çok anlamsız olduğunu. Ben de biliyorum sende bir karşılığı olmadığını. Daha önceki kayıplarım sakladığımdandı, içimde bu denli tutamamam ondan. Ben hile hurda bilmem, sırf ondan bu kadar günahımla hala temiz yüzlüyüm.
Yahu adam seni sana rağmen seviyorum. Bir sebebi olmak zorunda mı? Ben şimdiye kadar çok kaybettim, sana sahip olamadım bile. Benim derdim sana sığınmak değil, sığınak olmaktı. Yeterince gün gördüm bu hayatta, seni kollayacaktım sadece. Ben gülmeyi bırakacaktım. Artık buna ihtiyacım olmayacaktı. Kaçmayacaktım. Affedemediğim adamlarla dolu zihin hapishanemden kaçacaktım. Savaşı bırakacaktım ben. İsyanı kesecektim, ayaklanmayacaktım artık. Ben mutfakta dalgın dalgın biber doğrayacaktım, “Niye?” diye sorduğunda cevap bulamayacaktım. Köprücük kemiğime değen saç ve esen rüzgarla ürperdiğimde, arkamı döndüğümde sen olmayacaktın. Ben sana arkamda dur demezdim ki. Uzağa gidişini anlardım ben. Çok zaman sonra geldiğinde, sabaha kadar konuştuğumuz gecenin sabahında… Uyandığımda orda olmadığında… Anlardım ben.
Lekelerimden korkmuyorum, izlerden, hasarlardan, kusurlardan, yaralarımdan… Yapamadıklarımdan, yapmadıklarımdan, yaptıklarımdan… Senden, kendimden, babamdan… Aranızda kalmaktan… Aralıkta kalmaktan… Bir günümüzün bile olmayacak olmasından korkmuyorum. Beceremezsem diye de kaygım yok, beni anlamazlarsa diye de evhamım yok. Beni zaten anlamazlar, sen hiç anlama. Dinleme. Sorma. Konuşma. Ben de seni anlamam, aramam, sormam. Biliyor musun kızmam! Benden öfkemi alınca geride ne kalır ki? Bana kalan yok, senin de tek şansın korku. Ama korkma. Ben olmadan hala nefes alıyorsun ya, daha çok çok sürer bu.
Bu içimden kalbime çarpa çarpa çıkan, beni yıkan yazıyı sana yazılmış sanıyorsun ya, sanma. Siz içimde bir değil iki çocuksunuz,ikinizde birbirinizden beter yokuşsunuz. Başa çıkamadım, itiraf da edemedim. En azından bu yazıda ederim sandım. Başa çıkamadığım gibi çıkış yolu da bulamadım.