31 Aralık 2022 Cumartesi

11 ay oldu. Saçlarım omzuna değse ben de heyecanlanırdım. Çocuktum, küçüktüm, hiçbir şey bilmiyordum. O kadar şey oldu ki senden sonra. Bilme hiç

12 Aralık 2022 Pazartesi

10 Ağustos 2022 Çarşamba

30 Temmuz 2022 Cumartesi

Gülüm

Sen beni gözünden sakınarak sevdin, sana söz veriyorum daha azına bir daha tamam demem. Artık geceleri beni üzme. Söz veriyorum ben de daha az üzüleceğim, en azından deneyeceğim. 

29 Temmuz 2022 Cuma

Söylenecek söz

Söylenmelidir. Çünkü duyulmaya layıktır aslında. Bir anı var aklımda. Kocaman salonumuzda annemin yemeği getirdiğine dair bir anı. Ona rağmen şu an yalnız. Hayat böyledir, şu an olduğu gibi yapayalnız koyar adamı.

Böyle bir anısı olmayan biri tüm hayatı bunda arayabilir. Öyle bir dünyanın olmadığını bilir, yine de olan derdi buna gizler. Kendinden kaçmak nereye kadar mümkün olabilir? İnsan yakalanır kendine. 

Her kimin kimle ne savaşı varsa benden öte. Ben bu dünyadan bıktım usandım. Bi özlem içindeyim, bir ihanet içindeydim. Hayatım benim sen neden beni bırakıp gittin? Sen beni çok severdin, neden burda değilsin? Sana anlatmamam gereken çok şey oldu

28 Temmuz 2022 Perşembe

Gülüm

Bir sorunum olduğunda anlatmayı sevmem. O bunu bilirdi. Bir sorunum olduğunda onu kolay kolay aramayacağımı da bilirdi. Eğer sorun onu arayacak kadar derinse, benim sıkıntımı bir şekilde anlardı. Sormazdı, havadan sudan konuşurduk. Ben hep anlatacak farklı hikayeler bulurdum, o dinlerdi. 

Hiç göğsünde ağlamadım, senin göğsünde ağlamaya ihtiyacım var. Beni sarıp geçti demen gerek. Düşündükçe toprağını kazıp seni çıkarmak istiyorum. Ve ben seni görmeye dahi gelemedim, hem de ne için

25 Temmuz 2022 Pazartesi

Bitik

Ayaklar tutmuyor, fiyakalı kıyafetler emanet duruyor, kokumuz bir şekilde pis. Birini bozmak istemeyegöreyim, bozarım. Senden beter yaparım bunu, ortalığın amına ben de koyarım. Peki savaş mı istiyorum, hayır. Barış bile istemiyorum artık, beni eskiden okuyanlar görse "Senin dilin ne söylüyor?" derler. Kusura bakma Barış. 

Moralim bozuk, midem kadar değil. Zamansız kusuyorum, midem almıyor olanları. Şu geldiğimiz güne inanamıyorum. "Geçen seneki halime selam vermezdin." demiştin, bu seneki haline de selam vermiyorum.  Öyle bir haldesin. 

Ben baktığın zaman Allah'ıma kavuşmaya çalışıyorum gibi görünüyor. Allah'ımın da beni sevmediğine eminim. Ondan bana eziyeti onun da: bu inanmışlığımdan. Çünkü Müslüm kul dua etmeli, ben zamanında ettim, senin için bile. 

Seni geçmişte bırakıyorum. Sırlarımı duyarsam, sırlarını duyarsın. Ben senin cenazene gelirim, başına da bir zeytin dikerim, biliyorum dikenin olmaz. Bense vasiyet edeceğim: Evvel ben ölürsem seni cenazeme almasınlar. Sen kaybetmeyi bilmiyorsun. Yaşarken kıymet bilmediysen, ben ölünce vicdanın kara kalsın.  

İster öl, ister ölme; her kimle, her nasılsa, her nasıl oluyorsa, her ne halin varsa

Davamız bitmiştir 

Asi

Asiydin, o yüzden gidiyorsun dedi. Asiydim, vahşi bir kısrak gibi şahlanmıştım. Gözlerim öfke doluydu. Nefretim gözümü kör etmişti. Sadece bana yapılan adaletsizliği görüyordum. İstek başımı döndürüyor, suskunluk boğazımı sıkıyordu.

Ne yapsalar 19'a dönemiyorum, babamı da onu da geri getiremiyorum. Zaman götürür adam, sen cahilsin. Zaman herkese bir zeytin ağacı verir, sen hiçbir şey bilmiyorsun. Sen beni kaldıramadıkça ben zayıfladım, sen ağırlaştın. Çok ağırdı, ben de o kadarını kaldıramam kusura bakma. Evde aslan olduğunu hep unuttun, göz ardı ettin. Parçalarım, işte böyle yaparım, uyku bırakmam adamda. Ne sende ne kendimde.

Yaprak döktüm, Allah var yaprak açmam da çok yeniydi. Soğuk vurmuş erguvan gibi yaralıyım. Zamansız açan çiçeği böyle döker ayaz. Çıplak bırakır. Ben mahvoldum her yanımdan. Sızıdan acıdan duramıyorum. 

Hep yok olmak isterdim, var olmamış olmayı dilettin. Kendi kendine koyduğun engeller hep bana engel oldu. Ve sen o kadar korkaksın ki konuşmama müsaade etmiyorsun. Bağırmamı kaldıramıyorsun. Beni kaldıramadıkça kırdın, ve işte şimdi böyle de kaybettin. 

17 Temmuz 2022 Pazar

Eziyetti de, sonuna kadar getiremedim

Eziyet bir his ki, daha tahammül edilmez olanını ben bilmiyorum. Beni sabahın beşinde uykundan eden his eziyet. Seni geceleri yatırmayan his de. Bedenimin acı içinde oluşu da yine bir eziyet de, kırık kabuğumun içindeki kaplumbağa bedenimin yaşadığı acıyı gör bir de. Sızıdan duramıyorum tüm kaslarımda hissediyorum.

Düşündükçe buluyorum, bir zamanlar söylediğim güzel sözler içine işlerken, sonrakiler eziyet olmuş. Biz mutluyduk, ne ara her şey eziyete dönüştü? Ben niye parça parça edilmiş bir torba et gibi hissediyorum? Bütün kimyam değişti, beni duygusal bir kadın yaptı şu kısacık süreç. Bunun için mi gelişti her şey? Evren bana haddimi bildirmek mi istedi?

Evvelde sorunlarım vardı, mutsuzdum, yaşamaya isteğim yoktu. Dünya yansa umrumda olmadığından ne eyvallahım vardı ne bir güzel sözüm. Herkese karşı nefret ve umursamazlık arasında gidip gelen hislerim vardı. 

Şu an en basit insana bile alınıyorum, özellikle onun saçmalığını sen desteklediğinde. Neyse ya sikerler, gerçekten uzun uzun yazamayacağım. Yazmayı bile eziyet haline getiriyorsun. 

Kusur

Kökten yaprağa yürüyen öz suyu gibi usul usul mu severiz birini? Coşkun bir nehir gibi akar mıyız içine? Bir duygu içinde kımıl kımıl, yerinden zorlayıp, insanın kapısını çaldıran… O kapıya nasıl dayanılır? Peki bu ayrılığa?


Birinin etrafında döndüren nedir bizi? Bir insanın en güzel yeri neresidir? En güzel kokan yeri bellidir, boynudur. Bir nefes alana karada ölüm yoktur. O mavidir, boğar. Yine de suya uzandırır, sonsuz bir gökyüzü gibi üstünde uzanır; nazı niyazı bitmez, usandırır. Bazen coşkun hallerinle dalga geçer, utandırır. Bazen içinde hiç bilmediğin bir yerde bir duygu uyandırır. Anlarsın ki en güzel yeri gözleridir, en çok da kalbi gözlerinden görünürkenki halidir. 


Öfkesi bir tufan, öfkesi bir toz duman. Öfkesi ki bin öfke de, ne çare? Baskın bassa bile yenişemez seninle. Savaşmak istemek, dövüşmek istemek, sevişmek istemek… Hepsi iç içe, hepsi kan revan içinde. Canını en çok o yakar, yumuşak karnını bilir. Sana mutlu ol der, çekemez onsuz gülen yüzünü. Onsuz yapama ister, onsuz yapamazsın, onla yapmana da müsade etmez, sarpa sararsın. 


Ateşlidir, rehavete kapılırsın. Başına vurur, yatamazsın sıcağından. Alev alev kavrulursun, bütün bedeninde hissedersin. Dokunuşunu arar bedenin, elinin ucuyla dokunsa bitersin. Kararır dünyan, kapanır gözlerin, sesler uğultu olur… Gözlerini açınca o yoktur, dokunur. İçin ona olan sevgiden, ona olan öfkenden bulanır. Ne yapacağını bilemezsin. Neden diye düşünür bulamazsın.


Konuşmak bir lütuftur, farkına varın bayım. Hayatının son bir buçuk senesini konuşamadan geçiren bir adam tanıdım. Bazen bazı huylarınızı ister istemez ona benzetiyorum, bunlar iyi huylarla sınırlı kalsın istiyorum. Yine de insan düşünüyor, iyi olanı? İyi olanın ne olduğunu? Kavramlar çok karışık. Aynı anda hem çok iyi hem çok kötü olunur mu?


Kusurlarını neden severiz bir insanın? Neden en çok bizi sevene zarar veririz? Neden konuşmayız? Neden başka bedenler? Nedenleri mantıklı bulmazsak ne olacak? Kavga ne için? Ben Ali'nin en çok kavgayı benle edip, ona kıyamamasını özledim. Bazen sevgi bu kadar basitmiş demek.


Kusursuzu anlatışlarım vardı benim, hayran hayran. Kusurlarında da kaybolunuyormuş insanın. Göz görmüyor, akıl almıyormuş sevince. Bütün tersliğini atlatıyormuş insanın içi. İnsan birini isteyince her şeyiyle istiyormuş, can çekişirken bile kıyamıyormuş. Yazık oluyormuş insana severken. 


Yapamadığım çok şey var. Yetemediğim… Kusuru kendimde buluyorum, kahroluyorum. Bir yandan da bazı akşamları o kadar mahvetmiş bir adam kahrolsun diyorum. 


Rahat uykun yok biliyorum. Benim de yok. O gelip "Ben seni gözümden sakınarak sevdim, daha azına tamam deme." diyor. Ben dünyayı inceden yeşil bir tonda görüyorum, başıma bir zeytin dik. 


Çünkü ölmezsem seni öldüreceğim içimde. Bir sürü adam dolanıyor peşimde. Onlardan birine yüz verecek olmak ağrıma gidiyor. Benim zaten içim bir mezarlık, ben seni gömmek istemiyorum. Sen ölme, yaşa ki benim için; ben cümle alemi toprağa vereyim. 


Çok romantik bir metin olmalıydı bu, sen yine ilk seferleri mahvettin

23 Mart 2022 Çarşamba

 her kime etsem ahı, üstüne alınmıyor erbabı. önceden beri hep bilmeyeni üstüne alınırdı, ilgisi olmayanı. içimde bir tayfun bu kopan. kendi sesim acı yüklü bir şarkıyı bağırır gibi içime. ve her kime edecek olsam bunla ilgili herhangi bir kelime, cevap "bana ne?" içimi dökmek benim neyime? içime dökülüyor sanki toprağa değen, o aşina kokuyu vermeyen yağmurlar. kendime kilometrelerce uzak gibiyim

9 Mart 2022 Çarşamba

 senin bana olan davranışlarını ne zaman iyiye yoracak olsam aklıma getiriyorum: benim ona olan davranışlarımı. tabi fark var, ben bile isteye kötü olmadım, kullanmadım, sadece onun istediği sınırda değildim.

sense, sense beni o sınırda olduğuma ikna ettin, yalanlar söyledin ve işine göre kullandın. ben bir mezarlığa dönmüş bedenimde, üstelik tam kalbimde derin bir mezar varken bile, gün oluyor kendimi bunu düşünürken buluyorum. ha bu değil ki seni affedeceğime ihtimal. değil, sen o şansını kaybettin.

8 Mart 2022 Salı

 İzin vermediğim her şey için çok özür dilerim gülüm, ben seni ellerimdeyken hep bıraktım. Sen hep hazırdın, hep biliyordun, idrak edemiyorum. Seni sağ üstü yatırdıklarını düşündükçe nefesim kesiliyor. Sen öyle rahat edemezsin ki. Seni kendimden de kendinden de koruyamadım. Bu yükün ağırlığını bilmeden yaşıyor gibi yapmaktan başım dönüyor artık. Kimse anlamıyor, anlatamıyorum. Hayatta kalan sen olmalıydın, ben değil. Canımın parçası affet, senin affettiğin gibi kimse affetmedi beni

28 Ocak 2022 Cuma

Kabuk

Siz bedenler beğendiniz, Allah var bir tanesini ben de çok beğendim. Nedenini nasılını bilmem, baştan uca bozkır bir bünyede; İzmir taşralarının vazgeçilmez ismi olarak, denizime ulaştım. Yunan sevmez çoğu, ben severim; biz gibi bir Yunan bilir Ege'me Ege demeyi. Egem! Ne kadar istedim senden kopmamayı, mavi gözlü İzmir'im, ne çok istedim denizine varmayı. Yalan yok, güneyli bir ailenin İzmirli kızı olarak taşranda var oldum, mavinde de tam olacaktım; olmadı, olsun. Olmaz olsun demeyle dört sene geçirdim bu bozkır yerde. Mezun olamadım diye dargın değilim, aksine bu son sene şartmış bu eski şehirde. Soğuğa alıştım, kurağa da. Gün içinde dört mevsime de, Tatar olmaya da. Geceleri yürüme huyu edindim bu şehirde. Sevdim bir şekilde. Artık gurbet değil, hasret olacak bu yer de. En gettosunda yalnız yürünüyormuş bu şehrin. Ben yürüdüm. Çok da sevdim. Sonradan sevdiğim bir başkası olmasa yalnızlığımı da dert etmezdim. 

O beden ki boylu poslu, pek yağız değil. Hatta cılızdı, kilo aldı; belki deviririm. Cengaver değilse de mağrur, Taptuk Emre kapısında gibi dik. O bel ki, yaktığı yer cürmünden çok fazla. O bedende bir omuzlar var; geniş, kemikleri belirgin değil ama şekilli. Eli kolu uzun, bacakları ben kadar. Boynu da uzun ha, o da dik, burnu uzun değil o bile dik. Hele yedi sülale baş edemezsiniz o dik kafayla. Yürüme hızını bilemem, ama kaybedeceksem de kaçmam yenilgiden. Yenilirim, yine, sana. Kaybeden pehlivanım ya, suretini bi kere görmek en güzel yenilgim.  

Saçları var, bir kere el süremedim. Az yaban domuzu. Ürkek, dokunulmaz ona. Kanunu var anayasada. Ona saygı duyayım derken kendimi de kaybettim saygımı da. O saçlar var ya… Kısa hem, ele gelmezdi önceden. Düz sandım. Bir adamın ne kadar hilesi hurdası var, ben buna kandım. Uzadı sonra saçı sakalı, birbirine karıştı. Ben o haline de alev aldım. Bir pantolonu var. Belki hâlâ gülüyordur bana, o pantolon yüzünden. Ona dair en büyük nefretim ne komik. Beyaz yakışmamış adam sana, ben yakışırdım. Üstünde çok güzel dururdum. Kendi halimde ben de uzunum. Sen pantolonun boyunda kızları seçtin. Kaşları çok hoşuma gidiyor. Bir kaşları var, bu kadar güzelini bir kardeşimde gördüm. Bir göze bu kadar yakışılır mı? 

Esmer adam bu kadar güzel olunur mu? Sakalın da az yamuk olmasa, ben yamulmadan nasıl duracağım? Hoş, yine duramıyorum. O nizami dişleri görmek yetiyor. O dudaklar… O bakışların önemi kalmıyor, bana duvar gibi bakan bakışların… Karam bu kadar güzel olunur mu? 

Olunuyor. Eksiğiyle de gediğiyle de fazlasıyla da artısıyla da çok seviliyor bazı bedenler. 

Sizin beğendiğiniz bedenlerden daha çok beğendim belki ben. Hâlâ yazıyor olmam ona, çabam ona, canan o, can o. Ben o. O var ya o! 

Beden o. Benden o. Yüklediğim anlamlar kadar bile değil o. Sevdiğim o, sevgilim değil. Çünkü o var değil. Onu ben ürettim, sen ürettin. Sonra onda olmayacak olanlarla kızdın ona. Yargıladın onu. Yargın onun umrunda olmadı, yasan da; dargın olman da umrunda olmadı yaşam da; sargın kendine yetmedi, yaşananları kabullenmek yemedi… Kalakaldın mı kendine söylediğin yalanla? Siz o bedeni sevdiniz, valla ben de; içiyle ilgilenmediniz, valla bense tümüyle istedim. Siz iyi kötü yaşadınız, yanıldık deyip yırttınız. Bana o hak da verilmedi, ben de hal de bırakılmadı. Beğendiği suratlara anlamlar yükleyen o kadar insanı izleyip aynı hatayı yaptım, bu ne güzel belaymış ya. 

Başka adamlara meylettim, sütten çıkma ak kaşık değilim. Bu sefer onlar beni istemedi, hayret ettim. Çünkü hayatımda başıma ilk kez geldi sanırsın (!) Yaftaladınız, yargıladınız, yakıp yıktınız… Onca virane ettiniz gıkım çıkmadı da, yaktı kız. O kız ki, esmer adama tam olan. Benim nerem noksan hesabına girsem nerem tam? Hesap tutmayı bilmiyorum, yazmaya yetiyor elim. Siz hala olamayanları oldurmaya, öldürmeye gidin. Ben vazgeçtim. Ortadoğulular kestiği racona uyarlar. Altın olsa almam dedim, uyukla. 

Bu bağı yazının, okumayın. Dokunmayın, içi siz olmayan bedenlere. İçiniz sızlasın, el aman! O elemandan da vazgeçtim. Kılıfı güzel diye ondan geçemeyecek değilim ya. Vaz da geçeceğim, sivrisinek saz da. Cazdan arabeske, candan arbedeye, bana, sana, hepimize bu sayfa, daha yenileri de olur. Başka kabuklar da bulunur"


14.11.2018 herhalde


Herhalde çünkü o tarihler çok değişti, o tarifler. o arifler bitmedi o da onlardan biriydi. baştan aşağı yalan olan bu sözleri bir o, bir de o diğeri yemedi. Oysa ben yaman yalancıydım. Çok yalanım var çok. Şu gün bile söylemekle bitiremedim.


24 Ocak 2022 Pazartesi

+9a Tatar Göz

"yine proje yapmam gereken vakitte, yine elim projeye düşmüyor. şu yazmak işinden ekmek yiyeceğim ilerde sanırım, eğer ekmek yersem. yalan yahu, ne mümkün. yazarak kazanan bi harry porter’ın yazarı vardı sanki. “hakikaten iyi ayakkabı değilmişsin, yahu illa milyarder mi olman lazım yazmakla?” diyecek olan okuyucu, yahu ben yazar bile değilim. ha hayatta ne iş yaptıysam tam etmedim hiçbirini, disiplinim yok azizim. şu anda bile elli tilki var kafamda; elim desen oynaşta, dilim desen mühürde, kalbim desen… işte kalbimde sen romantikliğine gireceğim neredeyse. gözüm desen girişte, elim desen tetikte, savaş halindeyim her cephede kendimle. kendim çıkıyor karşıma, kimi zaman sarışın kimi zaman esmer surette. ben yolun başındaki düşman oluyorum olmaya da, özdemir’i var eden adamın yok olması yok edemiyor özdemir’i. 

Çek sandalyeni dertleşelim senle. dedem sandalyeye ters oturur, sırt yaslanan kısma göğsünü yaslar, kollarını da çenesinin altına destek yapardı. tam bir toprak adamı, tam bir ağaydı. topraktan var olan yaprak olarak varım, sandalyede de değil yerde. her şey yerli yerinde görünüşte, her şey olması gereken biçimde… değil be. bu gün hala sınıf farkımızı hissettiriyor bana, yobaz modernin teki. benden daha fazla nüfusu var ha, görsen adam sanarsın. seneler önce ne yaptı oysa bana, anlamazsın. senelerce ne numaralar döndü ortada, yaprak aman ha! kırılasıca dilimi ortadan ayırırlar, dağlarlar. sana da laf söylemeye gelmiyor, seni kahpe gammaz kadın derler.

ben hayatta alan olmalıyım gibi duruyor, alttan alan olmalıyım gibi… kızgınım çünkü, hepinize hem de. gerginim, tehlikeliyim, keskin sirkeyim, patlamaya hazır bombayım, serseri mayınım… 

agresifim, sürekli özür dilemeliyim. sürekli hatalıyım. arkamdan işler çevirebilirsin, yine ben suçluyum; bana yalan söyleyebilirsin, benim kabahatim; beni kandırabilirsin, benim yüzümden; beni incitebilirsin, benim hatam. benim haklı olma hakkım yok, çünkü neyim olduğunu söylemeye dilim yok. ben sustukça haklısın. tokat at bana, özür dileyeyim sonra. üz beni, üz ki peşinden geleyim; seni seviyorum diyeyim. canımı yak ki en basit insan ilişkilerine bile, ikili ilişkilere verilebilecek anlamdan dahi fazlasını vereyim. kullan beni, becerebilirsin dimi? hakkını ver, anamı ağlat. gerçi annemin pek umrunda değilim. eşeğin sudan gelmesi bile daha olasılık dahilinde neyse… 

bu türevli yazmaların insanı değildim ben. hele sen, okuma insanı hiç değilsin. okuma yazdıklarımı. sevgi insanı da değilsin, numara yapma; dosdoğru ol benim gibi. basit bi hırsızsın zamanımdan, enerjimden, benden çalan. çal bakalım, dinliyorum uslu bir kız çocuğu gibi. biliyorum, bi kökü de bi dalı da yok. sadece buna neden devam ettiğimi bilmiyorum. iyi uykular yaprak."


17.05.2019



bunu seneler önce Mustafa okuduğunda ve bana o şarkıyı insanların içinde yolladığında "deniyor" diyordum. iyi bir insan olmaya çalıştığını sanıyordum. ben Mustafa'ya, Mustafa gibi adamlara, Mustafa'lara... o kadar deger verdim o kadar alttan aldım ki... Mustafa sadece arkadaşımdı, ondan belki onun adını söylemek kolayıma geliyor. silahıma bile arkadaştı.


o şarkıyı unutmadım Mustafa, o resmi sildiğini de unutmadım ama. size gelince Mustafa'lar... gelmeyeceğim, aramayacağım, sormayacağım. benden yana olumlu bir tavır yok.


16 Ocak 2022 Pazar

Moralim de bozuk, gücüm de yok, üzgünüm de. Ölmeyi de beceremiyorum ayağa kalkıp direnmeyi de... Öylece yatamıyorum da, salak gibi oturuyorum.