sen nasıl başkasına beyaz hissedersin diye öfkelenemiyorum. ben öfkelenemiyorum! öfkeden ibaret olan ben… ben sana o kadar sakin bir kadınım ki, öyle sütlimanım ki. ben dümdüz yürüdüğüm yollarda kayboluyorum. ben içten içe eriyorum. ben ele geçirildim. ben kendimi tanıyamıyorum, seni hiç tanımıyorum. ankara dik bir yokuş sen daha yokuşsun. sen yolun sonusun. senden daha dik yol mu var? senden daha dik kafa mı var? senden sor soru mu var? senden beter acı mı var? sen koluma çizdikleri artısın be adam, senin köprücük kemiğinde kimin adı var?
benim izmir’ime benzeyen sen, kime izmir’sin? beni bozkırın ortasında daha ne kadar bozkıra sokabilirsin? sen yazmayı iyi bilirsin, böyle yazıların nasıl yazıldığını nasıl bilmezsin? adam senin vicdanın yok mu? beyaz hikayen bitmiş işte, benle kirlenmek bu kadar zor mu? bir gün sana öfkelendiğimde nasıl baş edeceksin benle? ben şehrine yıkım olurum, ağzına kan olurum, ben en büyük pişmanlığın olurum. benle ters düşen kimse karşıma çıkmaya cesaret edemedi, sen şehri bile terk edersin. ben arkada kalan olmak istemiyorum.
tehdit ediyorum sanacaksın, keşke öyle olsa. olacak olanı söylüyorum. sen ikimizin de sonu olacaksın adam. ben sana takılıp düştüğümden beri kalkamadım. o sarhoşluktan beri ayılamadım. talan edilmiş cephemden ayrılamadım. ben çeyrek asrın göçebesi, ben kendime gömülecek toprak buldum. ufak ufak kazıyorum, dayanamayacak kadar mahvolunca sana yazıyorum.
beni okumayı bıraktığını biliyorum. sen bilirsin, şunu da bil aramayacağım. hele şunu iyi bil karşına çıkmayacağım. benim sana ne zaman bir vaadim oldu, bu gün olsun. ben senin kötü bildiğin ne varsa oyum, düşmek istemediğin batağım… batacaksın. beni paşa paşa arayacaksın. o gün beni bulamayacağını bilmekten bütün derdim kaydım. sende denizi bulduğum gündeki gibi şaşırt beni en büyük kaybım. şaşırt ki kaybıma değsin.