2 Ocak 2016 Cumartesi

bi daha 19


bazen; olana, ölene, çekip gidene, yitip bitene ve bunların çeşitli türevlerine bakar kalırsın hayretle. aklın almaz; aldığı kadarı yetmez, çünkü senden alınanlara denk gelmez kafanın aldığı.. alınmalarını avutacak gücün de yoktur kendi alınmalarından ve bunu üstüne alınan da çok olur.hayat'ı tek kelimeyle anlatmanın tek yolu "hayat" demektir, çünkü "hayat" demek bir sürü kelimenin içinde biri eksik kalınca tanımlanamayanlardan bahsetmek biraz. işin aslı kaç kelimem olsa yetmiyor, çünkü hiç kelimem kalmadı. söylenenler söylenecekler... anlatmada da yazmada olduğum gibi yetersizdim hep, insanlar anlamadı diye suçlamamalıyım aslında. ama suçlamıyor oluşum sevdiğim anlamına gelmiyor. "ya yaprak, sen yine ne anlatıyorsun" mu soru? hiç bir fikrin yok ne dediğimle ilgili.
güzel şarkılar var, inanmazsınız güzel kitaplar da var, hatta güzel filmler bile var.. ve hatta aklın almaz ama güzel günler bile var, güzel insanlar yok. tamam kandırdım onlar da var da, onlarda var bizde yok.. belki onlar var ben yokum. ne zaman gelsek, yoksun diyorlar; eve uğrama huyum yok pek , evim yok ya ondandır belki. bu arada sen, sen sen ( o biliyor, sen devam et) okuyor musun sen hala? iyi ne halin varsa gör.
ha ne diyordum, neyse cevap veremeyeceğinizi biliyorum. ben anlatmaya devam etsem mi? aslında hiç gereği yok ama yazmalıyım. böyle sarhoş eden başka bela mı var başımda, yazdıkça müptelasıyım ağzımdan dökülenlerin de o karamel kelimelerin yokluğu vuruyor sağ yanımı.
bomboş buralar, kafam dalgın biraz gözümde çok dalıyor yani beyin hücresi kalmadı bende. hey sen (bu başkası) az ver derdim hiç yok, denk olduk senle bak sen şu işe. ama bu da değil mesele.. nedenlerin nasılların içindeki asıllara gizlenen şiirler de değil, uzakta bir yerde vurgun yemeye doymayan yağmurlarla da davamız yok, çamura çimene boyanan ayaklarımın ve paçasını kıvırdığım kot pantolonunun denize değmiş oluşunun da bi anlamı yok bazen.
bir gün daha, bi gün daha bak, ve bak bi gün daha derken bi sene daha çaldık hayattan. en profesyonel hırsız ben olmasam da listede bende varım. hoşuma gidiyor bu soygun. bir birini takip eden günlerin inci kolye taneleri gibi aynı olduğu zamanlar bile bıkamıyorum bu müptelası olduğumdan. 19 bu da demeye doymuyorum. ilerlemedim çünkü, geldiğim yerde duruyorum ben. önceleri bi sayıyı muhafaza etmek gibi bir derdim yoktu, fikrimde yoktu. seramik son haline gelince rafa konur, olgun elma da yenir; ben yarısı yenmiş elma gibiyim. yenilmeye doymuyorum, çünkü bu da bana dair. yanlızım evet, benim! ama sadece benim ben ,ve istediğin kadar bilme sen, sen de ve sen de bilme.
doğum günlerini sevmem ben, yılbaşıyla kaynaştırılan kutlamalarla başladı bu, kötü olaylarla sürdü. bu yaştan da bu yıldan da hiç bir beklentim yok, az öte dursunlar giriş çıkış saatime karışmasınlar yeter. bi de ben kahve severim, bi haftadır midem bulanıyor içerken, biri bi bunu halletsin.
mutlu yaşlar mı dilesem? iyi ki mi doğdum ben? her hangi bi fikrim yok. omuzlarım ağrıyor masaj lazım da, konu bu değil. geleneğinizi bozmuyorum, bi gün önceden yazıyorum kendime. iyi bi kız değilsin yaprak, bi onu geç; masum da değilsin onu da biliyoruz. ama daha mükemmeli var edilebilinecek sen varsın, yok olana kadar da kimse yok edemez seni; sen yok olduğunda senle ilgisi kalmayacak zaten ki. yaşa dilediğin gibi, gelişine yaşıyorum; gidişiyle ilgili fikrim yok.

daha bi gün daha çaldık, belki bi yıl daha çalarız.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

iyi düşün