26 Nisan 2021 Pazartesi

sarpa sarmak

 dev gibiydim eskiden. uzun saçların bedeli boydan vermektir belki de. her şeyin bi vergisi var her şeyin. verilecekler arttıkça bi sıkıntı zuhur ediyor insanın içinde. bi seferinde gofret almıştım. sadece senle ben yemiştik. diğerlerine bozulduğumu gördüğünden miydi bana eşlik etmen, yoksa sevdiğinden mi hala bilmem. böylesin biraz: ortalıkta sümüklü bir çocuk görünce burnunu siliyorsun.


ben ne yapsam bilemiyorum, ne yazsam bilemiyorum. zaten genelde bilmezler, herkes aynısını der. ne yaptığını bilmeyen birini kim ne yapsın? eylem önemli eylem, hemen orda bi yerde bi çav bella çalmaya başlıyor. çalsın, daha çalınacak o kadar çok şey var ki. arabesk olamamak için boşa bi çabam var. seviyorum o çabayı, dışardan komik görünüyor. benim gibi… çabam gibi.


ne yaptığımı bilmek ister misin? su içiyorum, evi temizliyorum, pilav yapıyorum. yumurta yerken seni düşünüyorum. zeytin asla yemiyorum mesela. içinde gizli kapaklı işler döndürdüğüm mavi kapaklı bi defter de bende vardı. onu atmadım ama onun gibi çok fazla atıp yaktığım oldu bu süreçte. düşündüm desem yalan, düşünemedim, basmadı kafam. daha da doğrusu almadı kafam, hayal edemedim.


mızmız olmayacağım, güçlü olacağım dedikçe şuursuz oldum, belki beraber olduk. kendimize kurallar, yasaklar koyduğumuz yetmedi; setler, aşamalar, süreli görevler de koyduk. evdeki hesap eldekini tutmayınca da sevemedik hayatımızı, hep eksik hep gedik geldi. çünkü olanlar zordu, çoktu, ve yapabileceğimiz bir şey yoktu. olduğunda da yaptıklarımızı yeterli görmedik. bi şekilde sarpa sardık, sarpa sardım, sarpa sardın


ne dediğimi pek bilmiyorum, ama ne hissettiğimi iyi biliyorum:

seni seviyorum, iyi ol


18 Nisan 2021 Pazar

sana

 Herkes her şeyle ilgili iddialı konuşabilir, kulağa çok makul gelen laflar edebilir, sizi hiç aklınızda yokken kendisiyle ilgili bir fikre ikna edebilir. Her an her şey olabilir. Beyninizin pıhtı atan yerindeki erezyonda seneler sonra glioblastom oluşabilir, kireçlenen kalp kapağınız kan kaçırabilir ve bu sadece diş hekiminin meselesi olabilir, bi de sizin. Kalp biraz stresli bir organ, mesaisi çok vardiyası yok, bazı kriz anları yaşayabilir. Balkondan kurumuş bi yaprak gibi düşebilirsiniz, kaburga kemiklerinizin verdiği acıyı başkaları ne bilsin? Yaşamadan bildiğini iddia etmek mümkün mü?

Ölüm hakkında iddiada bulunulabilir. Herkesin başına geleceğiyle ilgili. Sonrasıysa bilinmezlik. Kötü olan mı daha kötü bilinmeyen mi? Bu sorunun soruluş şekli hep kötü gelir bana. Düşündükçe daha sıkıcı konularda konuşmak isterim. Mesela kafam yeterince doluysa, tüm gün temizlik yapmak beni kesmemişse, yağan yağmur topraktan o şahane kokunun gelmesine yetmemişse… 

Ben bazen otel odalarını düşünürüm, bazen hastane odalarını, bazen sabah uyandığımda beni hayrete düşüren odaları. İnsanlar hakkında haddinden fazla düşünürüm. Mustafa’ya yüz vermem ama balık ve portakal sevdiğini bilirim. O kadar çok insan hakkında o kadar çok şey biliyorum ki. Bazen bu kadar berbat bir hayatım olmasının sebebinin bildiklerimin diyeti olduğunu düşünüyorum. Sanki hepinize lazım olandan fazlasını ben biliyorum, bu cahilliğin sebebi benim ve bundan dünya sırtıma yük. 

Bi süre daha taşıyacağım ne yapalım. Kalabalıklar içindeki yapayalnız kadın olarak aslan gibi, Atlas gibi başındayım görevin, mesaisi çok vardiyası yok.... Çok kriz anı yaşandı, defalarca… Belki de kalp kapağım ondan kireçlenmiştir: bu dünyaya ve insanlığa çok kırgınlığım olduğu için.

 Velhasılı benim arkadaşım yok, sırdaşım yok içimi dökebildiğim. Kimsem yok, kimsenin gerçekten umursadığı biri değilim. Cenazem olsa gelen olmaz, gelen olsa çıkışta takar kulağına kulaklığını dinler kendi dalgasını, kaygısı ben olmam. Bu dünyada bi Allah’ın kulu beni  anlamaz, çözemez, ben deneysel biriyim, sonucum belli değil bi kere, devam ediyorum. Devamında benim yakın arkadaşım da yok, dostum da yok. Eskiden telefon defterini iki tur döndürürdüm arayacak birini bulmak için yine de bulamazdım. Bulsam da ne anlatacaktım, sorunlarımı anlatmayı beceremeyen biriyim. Uğraşa uğraşa cümleler kursam da dinlemezler, yazsam da okumazlar, okusalar da anlamazlar, anlasalar da söylemezler, söyleseler de bir şey olmaz. Benim yalnızlığım öyle tahayyül edilecek bir şey değil, bu bir isyan da değil, ben kabulleneli beri zaman kavramımı da umudumu da zaten yitirdim. Öylesine yaşıyorum. 

Demeye çalıştığım bu kadar yokluğun içinde bu cümlelerin içinde kendine bakınanlar olacaktır, umduğum yada ummadığım insanlardan “bir cümle de bana yok mu diyenler” vardır, bilirim. Ben herkesi ve her şeyi geçmişte bıraktığımdan yazamaz bile oldum zamanla, cümlelerimde kimsenin yeri yok. Yalan değil belki seni de yazmazdım, ama seni içimde bir yerde anmayı durduramazdım, sen arkadaş değilsin. 

Düzelmeni, kendine gelmeni, kafanı ve kendini toparlanmanı bekleyeceğim; birincisi çok zor, ikincisi imkansız değil