"tanrım iyi insanlar
çıkarsın karşımıza" dedikçe çıkmıyorlar, çıkan da kaçıyor benden. çözemiyorum.
çirkin bi kızdım, huyum da çirkindi ama becerikliydim, çalışmazdım ama
başarılıydım, kimse sevmezdi beni ama bu sevgiye ihtiyaç da duymazdım, saf
döküm özgüvendim ben ve tükürdüğüne yüzü olmayan model insan bendim! ukala,
sert ve sivri.. işte karşınızda bendim. insanları sevemez olup meşrebim
dolayısıyla bıkkın bi saygı gösterip, kimseyi umursamadığım dönemlerde bile
alttan alta merhametli ve ilgiliydim halbuki. sevgiyi bırak, aşktan öldüğünü
iddia eden kimselerde bile bu özveriyi göremedim ben. düşünsene bi çevrem var,
en "iyi" insan benim; düşün nasıl insanlar. hepsinden farklı olduğumu
az çok anlamışsındır. herkes kendi içinde farklı onu bi geç, ona rağmen ben
farklıyım öyle düşün. bu nedenle de beni yok sayamaz anca arkamdan konuşurlardı.
hep haklı çıkan insanları kimse sevmez, kendi bile... bi noktada ben de kendimi
sevmemeye başladım. olayları ve insanları iyi tahlil edebiliyor olmam; sırbaz
ve ketum bünyemle birleşip, herkes her şeyini bana söyleyince düzenleri ben
idare ettim, dengeleri ben kurdum bu düz yürüme bilmez halimle.pamuk
ipliklerim, örümcek ağlarım, kara bahtım, kör talihim, sevgili zıkkımseverler!
bu gün konuşasım var
ama bugün kimse bırakmadım çevremde. cem karaca'nın "ana baba bacı
gardaş" nidaları sonuna kadar
haklı. zaten şimdiki zımbırtılara kafam pek basmıyor. bu ekole ait bir insan
olmadığımı bilenler bilir (sanki milletin de çok da sikindeymişim gibi
konuştum) (hasiktir sik dedim, neyse parantezleri iç konuşma gibi alın; benden
değerli mi?) değerli bir köpektir, izmir yüksek teknoloji enstitüsünün mutlu
köpekleri vardır, bazı insanlar köpek gözü gibi masumdur ve su altında it gibi
titreyenlerdenim.
"bu kızı tanıyanla yazdıklarını anlıyor mudur ya?"
diye düşünen biri varsa şahsen, yazdıklarımı ben olsa anlayamaz onlar, sen de
anlayamazsın; takma kafana (fazla beyin siktiysem, okuma madem, ne okuyorsun?)
(bi de bu parantezli küfür işini sevdim ben, imajı zedelemeden küfür
edebiliyorum amına koyayım, iyiymiş) (hemen sen erkek değilsin klişesine de
girmeyin amına koyayım, içimden düşünüyorum dedim ya, içimi ne biliyonuz siz
benim?) kafam bozuk bi hayli, hissettiniz onu; ben anladım.
bi huyum var. biri canımı sıktı mı ben bunu konuşamam, sorun
konuşmayı sevmem zaten. kuvvetle muhtemel imalı ve ince bi dille lafımı söyler
geçerim; genelde de anlamazlar yada biri "yaprak bi sorun mu var?"
der, bi şey demeden hayatımda ilk kez insan görmüş gibi bakarım bende. neden
sorun konuşalım, sorun çıkarmayın ki sorun konuşmayalım da (karadeniz aksanı)
(ha ben karadenizli değilim ama ağız alışkanlığı, sorma sorma bildiğin gibi
değil karakterim)
insanları hayatından çıkarınca mutlu olmuyorsun, ama huzur
buluyorsun. karakter sahibi bir insan olduğunu düzgün bir kişiliğin olduğunu,
üç kağıtçılık etmediğini hissediyorsun en azıdan tüm benliğinde. öyle yaptım
bende, mutsuzum ama bunu benden başka umursayan yok haliyle.bu öyle bi dünya ki
hep hakkımı yediler. dilenmeyen özürler var. tepkimden korkuyorlar ki haklılar,
hayatımı mahveden insanların boynuna sarılırsam bu sevinçle olmaz kuvvetle
muhtemel. şimdilerde sahip olmayı beceremediğim ski deli kuvvetim olsa hiç bi
şeyden korkmam, bi sıkımlık canları var. işte sorunda bu belki de gittikçe
kötüleşiyor durum. gücüm kalmadı, sesim çirkinleşti (ve bi zamanlar güze
olduğunu söyleyecek cesareti bile kalmadı) ingilizceyi unuttum ( şu saatten
sonra saatlerce ingilizce muhabbetler ettiğime ben bile inanmam) hatiplik,
konuşmacılık, özgüvenden eser yok (kendi içimde kendime işkenceler anca) resme
yeteneğim kalmadı (bi portrem yarım saatti benim be) yazma yetkinliğimi
kaybettim ( eskisi gibi yazabilmeyi ne çok isterdim) başarısızım her şeyde.
kendine dahi yetemeyen daha da yalnızlaşan.. sadece yalnızlıkla sorunum yok
gerçi bu ara, bildiğim meret. ama eski gücüm yok diye belki artık sığınmak
istiyorum. fırtınalı bi yağmurda sıçana dönmüş gibiyim, bu dediğimi de çokça
tecrübe ettim. kör gözlerim yağmurda da görmüyor zaten, bildiğim yolu bile
unutuyorum; düşün nasıl bi çaresizlik. yükümü nereye boşaltayım? kim duymadan
dinler beni.
benden hoşlanan çocuklar var, hemde ben gibi şişman ve garip
bi kızdan! böyle çirkin de değiller, omuzlar falan bi gör. niye ben? bi de
yanıma da gelip bi şey diyemiyorlar, tuhafım ya tepkim ne olacak kim bilir...
sonra unutuyorlar beni haliyle. peki ben mi? ben uzun süredir hep askerden yeni
dönmüş gibiyim. otobüste yolda eli yüzü düzgün kimi görsem (ki bu ne geniş
yelpaze tahmin edemezsin) yakışıklı. yakışıklı, yakışıklı olmaya da birini bile
hatırlamıyorum mesela, görüş alanımdan çıkan herkes silikleşiyor bi meseleden
beri. ben evlenmeyi düşünmüyorum da evlensem de aldatırım kesin, hele uzak
mesafeli ilişki! gözden uzak olan Allah Allah! ve bu herkesi beğenip sonra bi
daha hatırlamama olayımı normalleştirmeye çalışan bi güruh da var. (davar, 'da
var' dan davar; güzel nüansmış. davar zaten hepsi) Şöyle açıklayayım: "bu
çocuğa yakışıklı demiştim, sonra başka yerde gördüm yeniden yakışıklı dedim
tanımadan" diyorum, "olur öyle" diyorlar. "oğlanın birini
dan diye yemeğe davet ettim" diyorum "olabilir" diyorlar.
"amuda kalktım geçen " diyorum (ha oğlum bu da ciddi, az makul olun
da ) "normal bence" diyorlar yani, o derece! normal ve sizin gibi
basit değilim, zeki olduğumu söyleyenler de oldu; ben gayet düz beyinim bi
yerde, benim zeki olduğumu düşündürecek toplum yapısı utansın (tabi beyni
basarsa) siz böyle kafası basmayan insanlar oldukça daha göçebe ve yersiz
yurtsuz olacağım ortada. böyle avare avare gezdikçe herkesi beğenir, kimseye
kök salamam ben. nasıl kök salınacağını
bana unutturan insanlara ah edemediğimden sırf çok mutlular biliyor musun?
çünkü şimdiye kadar kime ah etsem başı kurtulmadı dertten, ve ben benim
bedduamla kötü olacak birinin düşüncesiyle bile mahvoluyorum. her iki şekilde
de acı çekiyor olmanınsa tabi ki tarifi yok, yazma da pek iyi değilimdir,
konuşmayı zaten beceremiyorum. ha bi de genellemelere gelemiyorum ama bu ayrı
konu. hissettirebilir miyim?? sanmam, belki kendince bi hissin olur sadece
benle ilgili. neyse bu kız kaçar şu saatten sonra, biraz da denize hasret bi
ruh haliyle porsuk kenarında serserilik etmeye gideyim.