9 Mart 2016 Çarşamba

deli kalem

kalemim delirdi, elinden tutmadı kimse. rengimi elimden aldılar da, elime... neyse. hastayım imam bey efendi. neyim var muallak. daha ölmüyorum orası tamam, o halde ne işim mi var senle? sen müslüman adamsın vesselam, evlensene benle. kına gecemizde seni ortada bırakıp kaçayım da cümle alem kınasın beni.
sayın senato, siz saya durun. sevgili roma halkı; ben italyanları sevmem, burda ne işim var. müstakbel şişli belediyesi! susmayın, gençlik elden gidiyor. on beşlik velete velet diyecek, öğüt verecek kimim ben? en nefret ettiğim dava değil miydi tecrübe meseleleri üzerinden ahkam kesme.
hastayım diyorum, anlamıyorlar halkım!  yorumlar hal bırakmıyor, halim zaten harap. rüyamı iyiye yormuyorlar. kime sorsam yalnız diyorlar bana, kime soruyorum o zaman acaba? kim var, kime yok . bana yalanla söyleyin, doğrularınızı kafam almıyor.
düz yürüyemiyorum hakim bey, mizana çıksam nizam öğrenemem sayın savcım.
hani baş tacım, çınar ağacım? bu şehir sözüm ona yaşlı ama çınar falan yok, mevsimlik alerji ihtiyacım karşılanamadığından böyle hastayım belki.yarınım öyle muallak. ona rağmen arayamadıklarım var. dua edin benim için, yada mum yakın. olmazsa çaldırın, ben ararım. yardım lazım, yada kaçırmanız lazım. neden nasıl demem söz. nefes alabilmek istiyorum





                                                                                                                                                                

6 Mart 2016 Pazar

bi mesele var


uzundur yazmıyorum artık kalemi ele alma vakti geldi. geldi de gelmeye, yazmaya kalemim olsa rahat durmazdı arsız ellerim. bi çeşit çeşit yüzük takma belasından, bi de saçma sapan aklıma eseni yazma sevdasından vazgeçemedim. bu iki müptelalığımdan biri olacak sonum desem hemen düşüncelere dalarsın. iki çift sözü yazmaya ne var, tek satırım sonum olur istersem. ama o yüzük bi kere öldürmez, bir sürüsünü takıyorum ama o biri mahveder beni.
ne mi benim derdim gecenin bu vaktimde?
başlarım bazı bazı ızdırab-ı aşka. her seferinkinden başka meselem. kafam şeftali rengi oldu ve beynim hiç bi şekilde almıyor konuyu. şarkı dinlerken yazamaz oldum, daha da doğrucası yazamaz oldum. kapı tıkırdasa oynuyorum, ne oynaması be yazamıyorum diyecektim. ama kendimi ele verdim: insanların önünden arkasından oynadım hep.  makyaja genelde karşıydım, maskelenemem ihtiyaç duymam böyle şeylere derdim. numara yapmakla pandomim yapmak için aynı boyalı kafa gerekmiyor belki de. pandomim hah, bi adama da boya sözü vermişliğim var bir zaman. gerçi sonradan beni engellediği için verdiğim sözün hükmü kalmamış olabilir ama boya derse onun da gözünü boyarım, boyarsam  kulağına küpe olacak derse de pek şaşacağını sanmam.
ben neyim ki benle diyaloğa giren ne olsun. sarp da iyiymiş işte, ne olsun? en son benle uzay mekiğinde -apollo 13- görülmüş, benle uçuyoruz yine. müsveddelerimden bi  kağıttan uçak yaptık, bende yükseklik korkusu var, pili de bitmek üzere uçağın. havadayken biterse pil, havada kalakalırsak ya! korkarım ben, sarp kayalıklar da sonumuz olmaz bu şansla be sarp. şanın kötü, iran şahı olsan ne?

kafamda biraz duman var, duygularıyla oynanmış uyuşurucular, içilmemiş içkiler, kolumda artı ve eksiler, kulağımda bi üçgen... tuhaf meselelerim, her taşın altında benim! anlayamazsınız çünkü amuda kalktım, sizi anca öyle düz görebiliyorum. "beynimdeki sekiz kırık"" diye bi yazı var, onun yazarını bulun bana. parende atıyor kesin, engel olayım da üstümden atlasınlar; ya da başına gelenlere göz yumsunlar. susuyorum sizi kelime meraklıları. laf ebeliği gebeliğe yol açabilir üstünüzde. altınızda yatır var, küçükken r leri de söyleyemezdim. yalan söylenince anlayabilme kabiliyetimde bu zamandan kalma.bi şey söylüyor bana, yalan demem lazım ama diyemiyorum. eniştemde de olduğu gibi, konuyu bi tek ben biliyorum. kapatın beni, bi anlatsam derdimi. anlamazsınız derdim, ya anlarsanız ! neyse sizi gidi anlayışı kıt küt beyinler, gidip zıkkım bulayım